Selver

Selver
instagram.com/sophia_galery20... Bu sayfada izlediğim filmlerin sevdiğim alıntılarını paylaşıyorum bakmak istersen eğer ☆☆
Öğrenci
Üniversite
İstanbul
2 Aralık 2003
27 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Özgürlüğüne kavuşan tutukluların her birinin, geriye dönüp, kamp deneyimlerine baktıkları zaman, onca şeye nasıl katlandığını artık anlayamayacağı bir noktaya ulaştığı gün geliyordu. Tıpkı her şeyin güzel bir rüya gibi gözüktüğü özgürlük gününün gelişi gibi, kampta yaşanan her şeyin bir kâbus gibi gö­rüneceği gün de gelecekti.
Sayfa 97
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Acı çekmek, sırtımızı dönmek istemediğimiz bir iş oldu. Acının, başarıya yönelik gizli fırsatlarım kavradık; bu fırsatlar, şair Rilke’nin şu dizeyi yazmasına neden olmuştu: “Wie viel ist şufzuleiden!" (Bitirilecek ne kadar çok acı var!) Başkalarının “bitirilecek işler"den söz etmesi gibi, Rilke de “acıların bitirilmesinden söz ediyor. Bizim için bitirilecek bolca acı vardı. Bu nedenle, zayıflık anlarını ve gizli gözyaşlarını minimum düzeyde tutmaya çalışarak, acının tamamını göğüslememiz gerekiyordu. Ama gözyaşlarından utanmamız gerekmiyordu, çünkü gözyaşları, bir insanın, cesaretlerin en büyüğüne, acı çekme cesaretine sahip olduğuna tanıklık ediyordu. Ancak çok az kişi bunu kavrıyordu.
Sayfa 94
Bir insanın ruhsal durumuyla -cesareti ve umudu ya da bunların bulunmayışı- vücudunun bağışıklık durumu arasında ne kadar yakın bir ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin birdenbire yitirilmesinin öldürücü bir etkisi olabileceğim anlayacaktır.
Sayfa 91
Psikoloji
Kişisel bir deneyimi anımsıyorum. Acıdan gözlerim yaşarırcasına (yırtık ayakkabılar giydiğim için ayaklarımda berbat bereler oluşmuştu), kamptan işyerine giden grupla birlikte birkaç kilometre topallamıştım. Acı soğuk ve rüzgâr içimize işliyordu. Acı­ nası yaşamımızın sonsuz küçük sorunlarını düşünmeye kaptırmıştım kendimi. Bu gece yemekte ne vardı? Ekstra tayın olarak bir parça sosis verilirse bunu bir parça ekmekle değişmeli miydim? İki hafta önce ödül olarak aldığım son sigaramı bir tas çorbayla değişmeli miydim? Tel bağcıkları kopan ayakkabılarıma bağcık olarak kullanmak üzere, bir parça metal teli nereden bulabilirdim? Her zamanki çalışma grubuma katılmak için işyerine zamanında varabilecek miydim, yoksa acımasız bir ustası olan bir başka gruba katılmak zorunda mı kalacaktım? Her gün insanı canından bezdiren bu uzun yürüyüşleri yapmak yerine kampta çalışmamı sağlayabilecek olan Kapo’yla iyi geçinmek için ne yapabilirdim?Her gün, her saat, beni böylesine önemsiz konulan düşünmeye zorlayan bu işlerden tiksiniyordum. Düşüncelerimi başka bir konuya yoğunlaştırmaya çalıştım. Birdenbire, kendimi aydınlık, sıcak ve hoş bir sınıfta, kürsüde buldum. Önümde konforlu, dö­şemeli sıralarda oturan dikkatli bir dinleyici topluluğu vardı. Toplama kampı psikolojisi konusunda bir ders veriyordum! Bilimsel bir bakış açısıyla tanımlanınca, bana o anda sıkıntı veren her şey nesnel bir yapı kazandı. Bu yolla bir şekilde, durumun, o anın acılarının üstüne çıkmayı başardım ve bunları, sanki artık geçmişte kalmışçasına gözlemledim. Hem kendim hem de sorunlarım, kendi yürüttüğüm ilginç bir psikolojik araştırmanın nesnesi oldu. Spinoza’nın Etifea’da dediği gibi: “Affeaus, qui passio est, desinit esse passio simulatque eius claram et distinctum formamus ideam." Yani, acı duygusu, buna
Sayfa 89
Psikoloji
Eğer yaşamda gerçekten bir anlam varsa, acıda da bir anlam olmalıdır. Acı da yaşamın kader ve ölüm kadar silinmez bir parçasıdır. Acı ve ölüm olmaksı­zın, insan yaşamı tamamlanmış olmaz.
Sayfa 82
Psikoloji