Yoldan geçen arabaların ve kamyonların sesi kulağıma bir ırmağın sesi gibi geliyordu, çünkü Julio’ya âşık olmuştum. Yolcu otobüslerinden gelen mazot kokusu çiçekler gibi, giriş kapısındaki beş günlük çürümüş çöpse şekerleme gibi kokuyordu. Beton duvarlar aynaya dönüşmüştü. Çirkin ellerim artık deniz yıldızlarıydı.
Bir filmde olsaydık, annem Maria’yı vurduktan sonra büyük bir aydınlanma yaşar, öyle ki içmeyi bırakırdı. Bir filmde olsaydık, bütün hayatını alkoliklere ya da zor durumdaki kadınlara yardım etmeye adardı. Bir filmde olsaydık, Tanrı onun pişmanlığını görür, onu ödüllendirirdi. Ama bir filmde değildik.