Jennifer Clement

Jennifer Clement

Yazar
7.6/10
24 Kişi
·
52
Okunma
·
2
Beğeni
·
53
Gösterim
Adı:
Jennifer Clement
Doğum:
1960
JENNIFER CLEMENT, 1960 ABD doğumlu Meksikalı yazar. New York Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve Antropoloji, Paris’te Fransız Edebiyatı okudu. Avangard sanatçı Jean-Michel Basquiat üzerine yazdığı Widow Basquiat 2000 yılında yayınlandı. Kadınlar Ormanı dışında üç romanı ve dört şiir kitabı olan Clement’in eserleri otuzdan fazla dile çevrilmiştir. Meksiko’da yaşayan Clement, Uluslararası PEN’in başkanlığını yürütmektedir.
Bir şeylerin yalnızca bana ait olduğunu düşünmekten çoktan vazgeçmiştim.
Jennifer Clement
Sayfa 17 - Sel Yayıncılık, 2.Basım
Yoldan geçen arabaların ve kamyonların sesi kulağıma bir ırmağın sesi gibi geliyordu, çünkü Julio'ya aşık olmuştum.
Jennifer Clement
Sayfa 126 - Sel, 1.Baskı
208 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabın ilk bölümünü heyecanla okudum ancak olaylar ikinci bölümden sonra beklediğim gibi olmadı. Başka türlü bir hiķaye umuyordum. Sonu beni hiç tatmin etmedi. Okumasam da olurmuş dedim hatta. Yaşanan olaylarda anlamlandıramadığım bir tatsızlık var. Neden oldu, niçin böyle gibi sorular cevapsız kalıyor. SPOİLER: (O uyuşturucu kaçakçılarının genç kızları neden kaçırdıkları ortada yok ya da ben anlayamadım vs. gibi) Edebi açıdan bir doyum beklemek de imkansız. Dümdüz cümleler.. Kitaba güzellik katan tek şey anne karakteriydi. Bir de geçmişe çok gidiliyor. Bu sıkıntı değil elbet ama geçmişin içinde tekrar geçmişe götürüyor, başka şeyler araya giriyor. Olaylar birbirine karışıyor. Uzun lafın kısası Jennifer'ciğim olmamış bee..
208 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
*Spoiler olabilir

"Annem, dua edelim de erkek olsun dedi." Kitabın son cümlesi belki de çoğu şeyi anlatıyor. Harika bir kitap, farklı bir coğrafya, bambaşka hayatlar. Uyuşturucu kaçakçılarının cirit attığı, yasadışı biçimde Amerika'ya göç ile iyice azalan nüfusuyla Meksiko'da bir kasaba. Erkeklerin Amerika'ya göçünden sonra sadece kadınların kaldığı kasabada kızlarını kaçırılmamaları için çirkinleştiren annelerden, motorlu taşıt sesi duyar duymaz çukurlara saklanana kız çocukları... Kitabın günümüzde geçiyor olması beni gerçekten şoke etti. Kızına Layddi adını koyan annenin sırf çapkın kocasından ve aldatılmaktan nefret ettiği için aynı şekilde Prens Charles'ın Prenses Daina'ya yaptıklarından dolayı diyelim kızına bu adı koyması ve kitap boyunca en dikkatli ve merakla okuduğum karakterdi anne karakteri. Meksiko'nun sıcağına, akrebine, iguanasına hazırsanız okumanızı tavsiye ederim bu kitabı.
208 syf.
·Puan vermedi
Kadınlar Ormanı ismi bakımından "kadınlar ülkesi" kitabının devamı gibi düşünülüp akıllara getirse de alakasız ve bambaşka bir kitap..
Kadınlar Ormanı bir hayat mücadelesinin iç yüzü..burası kız çocuklarının ergenlik döneminde kaçırılarak uyuşturucu kartellerine malzeme olup satıldığı,çirkinlerin kaçırılmayacak kadar değersiz olduğu,yılanların,örümceklerin ev arkadaşınız;akreplerinse kural koyucu olduğu Meksika kırsalından dramlar getirdim gene size..
Burda umutsuzluk resmen kader..yaşamak istiyorsan mücadeleden vazgeçemezsin,kız çocuğuysan sana sesini duyunca bi çukura girmek ve orda saatlerce yutkunmasan durmak zorundasın çünkü yaşamın buna bağlı..ormanda hayat zor ama kız çocuğu olmak daha zor..hoşçakal Layd di,umudunu ve cesaretini çok sevdim,ben seni unutmayacağım;sen de beni unutma..
208 syf.
·9/10
Meksika 'da uyuşturucu kaçakçılarının ortasında, yılanların, akreplerin sözünün geçtiği, erkeklerin ya hapiste olduğu ya da iş aramak için gidip bir daha geri dönmediği, ormanın içinde varlığını sürdürmeye çalışan yalnız kadınları, ve bu kadınların küçük kız çocuklarını uyuşturucu kartellerinin ellerine kaptırmamak için dişlerini siyaha boyayıp saçlarını erkek gibi kestirip onları korumaya çalıştığı bir yer, bir dağ bir orman köyü... Kız çocuğu olmanın en kötü şey olduğu bu yerde, yine de parlamaya çalışan kadın çocukların anlatıldığı bu kitabı çok çok sevdim. Çok etkilenerek okudum.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
İpucu verebilir
Uyuşturucu ağından kurtulmaya çalışan, erkekler tarafından terkedilmiş, adeta ölüme bırakılmış kadınların ve onların kız çocuklarının yaşadığı bir orman.
Erkek çocuğu gibi saçları kesilmek, paçavra giymek ve çirkin görünmek zorunda kalan çocuklar. Çünkü kız çocuğu olmak çok tehlikeli. Meksika kırsalında böyle yaşamlar olduğunu bilmek çok ürkütücü. Güzel olmanın suç olduğunu, güzel olanın hayatının zindana dönüştüğünü, hatta yaşama şansının olmadığını anlatıyor. Sonunda Paulanın dokunaklı hikayesini öğreniyorsunuz. Keşke biraz daha öc alma olsaydı dedim ben okurken.
Kitap sürükleyici, merak ettiriyor kendini bence. Sakin bir ilerleyişi var. Merak ediyorsun ama heyecanlı bir merak değil. Sakin bir kitap. Çabuk bitenlerde
208 syf.
·5 günde·6/10
Kadın olmanın dünyanın öbür ucunda da ne kadar zor olduğunu gözler önüne seren bir kitap olmasına karşın kurgu olarak giderek saçma ve sonuçsuz bir hal alan bir hikaye buldum karşımda.

Yazar pek çok merak unsuru yaratmış ancak bunların hiçbir cevabını verememiş. Sürekli bir olaylar silsilesi var ama kitabın sonuna geldiğinizde ne bu şimdi? diyorsunuz.

Çok muhteşem olabilecek bir hikayeyi kötü değerlendirmiş yazar. Vasat kalmış, yavan kalmış, havada kalmış.
208 syf.
·19 günde·9/10
"Kadınlar Ormanı" içinde pek çok kadının yaşadığı ama hiçbir kadının yaşamak istemeyeceği bir orman.

Orman hammaddeler, uyuşturucu ve satıcıları, umutsuzluk, akrepler, karıncalar, ölüler, helikopterlerden saçılan ilaçlar, korkular ve yaşamaya çalışan kadınlarla dolu.

Kitap çok sayıda kadın, onların kız çocukları -aslında küçük kadınlar- ve hepsinin ayrı hikayeleri ile örülmüş, okurken bazen boğazınızı düğümleyen, bazen sizi heyecanlandıran bir orman gibi geniş.

Ben en çok ana karakter Ladydi'nin annesini sevdim çünkü aslında o tek kişi değil de bir çok kadını bünyesinde barındıran çok sayıda farklı kadındı. Arızalı yönleri ve tutarsızlıklarıyla, onu terk eden kocasına bakış açısıyla, kitabın sonunu getiren en doğru kararı vermesiyle benim için unutulmayacak bir karakterdi. Biography Channel'da Prens Charles'ın Diana'ya hiçbir zaman aşık olmadığı itirafından sonra "keşke yalan söyleseydi" demesi o kadar bendi ki ister istemez onunla özdeşleştim.

Kitabı okuyarak Meksika'da yaşam mücadelesi veren tüm kırsal bölge kadınları için ABD doğumlu Meksikalı bir yazarın sizi oturduğunuz yerden sarsmasına ve aslında kadın olmanın, mücadelenin, güçlüklerin ve saklanmanın zorluklarını gözünüze sokmasına izin verin.
208 syf.
·3 günde·8/10
Kitabın arka kapağındaki yazısını beğenerek aldığım bir kitaptı. Fakat beklediğimden daha güzel daha sürükleyici bir kitaptı. Okurken bir anda kendinizi romanın içinde buluyorsunuz. Ayrıca kitabı bitirmeden de rahat edemedim. Büyük merak uyandırdı. Kadınların ne şartlarda ne zorluklarla savaştığını anlatan, hayatın getirdiği zorluklara nasıl göğüs gerdiklerini bazen hüzünlü bazen komik şekilde anlatıyor. Meraklılarına okumalarını tavsiye ediyorum. Okuyanların pişman olmayacağından eminim :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Jennifer Clement
Doğum:
1960
JENNIFER CLEMENT, 1960 ABD doğumlu Meksikalı yazar. New York Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve Antropoloji, Paris’te Fransız Edebiyatı okudu. Avangard sanatçı Jean-Michel Basquiat üzerine yazdığı Widow Basquiat 2000 yılında yayınlandı. Kadınlar Ormanı dışında üç romanı ve dört şiir kitabı olan Clement’in eserleri otuzdan fazla dile çevrilmiştir. Meksiko’da yaşayan Clement, Uluslararası PEN’in başkanlığını yürütmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 52 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 57 okur okuyacak.