1000Kitap Logosu

Kocan kadar konus

: Bana romeo’mu ver; sonra öldüğünde al da küçük yıldızlara böl onu; onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki, bütün dünya gönül verip geceye, tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe… Romeo: Asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. Bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: Bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim. Juliet: Eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, Bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! Sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! Yok et benim olmadığım bütün şatoları. Görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan… Romeo: Senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı. Juliet: Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı. Romeo: Öyleyse ver bana günahımı geri.? Savaşır gözlerimle gönlüm öldüresiye Senin güzelliğinin ganimeti yüzünden: Gözüm kovar gönlümü seni görmesin diye, Gönlüm ister gözüme pay vermemek yüzünden. Gönlüm bildirir senin orada yattığını Öyle bir hücredeki giremez billur gözler; Gözüm inkara kalkar gönlün anlattığını, Güzel yüzünün ona sığındığını söyler. Gönlü dinleyip karar vermek için toplanır Düşünceler kurulu:soruşturur hakçası Kurulun yargısıyla bir karara bağlanır Seven gözün payıyla duyan gönlün parçası.. Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar.. Ölümleri olur zaferleri.. Öpüşürken yanıp tututşan ateşle barut gibi.. -1- Romeo:Konuşuyor.Ey parlak melek, konuş yine! Sen, göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye; Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde, Tıpkı ölümlülerin hayretle açılan gözlerine gördüğün gibi. Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında, Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla, Öylece bakıyorum sana. Juliet:Ah Romeo Romeo... Neden Romeo'sun sen? İnkar et babanı, adını yadsı! Yapamazsan; yemin et sevdiğine. Bende vazgeçeyim capulet olmaktan. Hem adın ne değeri var ki? Şu gülün adı değişse bile, kokmazmı yine aynı güzellikte? Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı kusursuzluğundan hiçbirşey kaybolmazdı. Romeo; nolur bırak at bu adı! Senin parçan olmayan bu ada karşılık al bütün varımı... Romeo:Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek. Sevgilimdeki vaftiz olayım yeniden. Romeo değilim bundan böyle ben! Juliet:Kimsin sen? Böyle geceye gizlenerek sırrımı öğrenmeye gelen de kim? Romeo:Bilmem nasıl söylemeli kim olduğumu bir ad kullanarak. Ey güzel ermiş; Nefret ediyorum adımdan ben de! Sana düşmadır diye.Ben yazmış olsaydım, şimdi yırtar atardım onu... -2- JulietAğlıyor) Rahibe:Karşı konulamayacak kadar büyük bir güç tasarladıklarımızı alt üst etti. Gel gidelim. Bak kocan öldü koynunda yatıyor, o da öyle... Haydi gel yavrucuğum seni yerleştireyim Manastra kutsal rahibelerinin arasına... Juliet:Ben gelemem nolur sen git, ben gelemem git!!! (Ağlayarak) Bu da ne ?Canım sevgilimin avucunda bi sise! Demek ki,zehirden sevgilimin bu vakitsiz olumu. Cimri! Hepsini icmis;bir damla bile birakmadin demek kavusabilmem icin sana? Öyleyse dudaklarindan operim, belki bir parça zehir kalmıştır dudaklarında, bir zamanlar hayat veren dudakların bu kez son versin hayatıma. Sıcakmış dudakları hala... Hi; gelen var elimi çabuk tutmalıyım. Ey hızır gibi yetişen hançer: Senin kının burası. Orda paslan ve bende öleyim... Arkadaşlar bu kadar yapabildim. Eğer tamamlanmış yerler bulursam söz veriyorum onları da eklerim. Yanlış yerler var birkaç tane, affedin... ''Ah, romeo romeo neden romeosun sen? İnkar et babanı adını yadsı.Yapamazsan,yemin et sevdiğine o zaman vazgeçeyim Capulet olmaktan ben.Benim düşmanım olan adındır yalnızca...Sen sensin,Montague olmasanda..Hem montague nedir ki? ne eli bir erkeğin,ne ayağı,ne yüzü ne de başka bir parçası...Ne olur başka bir ad bul kendine...Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte? Romeonun da adı Romeo olmasaydı ,kusursuzluğundan hiçbirşey kaybolmazdı...Romeo bırak at bu adı...senin parçan olmayan bu ada karşılık,al bütün varlığımı....'' juliet: ah romeo, romeo! neden romeo' sun sen? inkar et babanı, adını yadsı! yapamazsan, yemin et sevdiğine vazgeçeyim capulet olmaktan ben. romeo: daha dinleyeyim mi, yoksa açılayım mı ona? juliet: benim düşmanım olan adındır yalnızca sen sensin, montague olmasan da. hem montague nedir ki? ne eli bir erkeğin ne ayağı, ne kolu, ne yüzü ne de başka bir parçası. n' olur başka bir ad bul kendine. adın ne değeri var? şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte? romeo' nun da adı romeo olmasaydı, kusursuzluğundan hiçbirşey kaybolmazdı. romeo, bırak, at bu adı! senin parçan olmayan bu ada karşılık al bütün varlığımı.. romeo: alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek "sevgilim" de ki, vaftiz olayım yeniden; romeo değilim bundan böyle ben. Romeo ve julietin Final Sahnesi Arkadaşını öldüren Tibald ın ölüsü başındadır Romeo. ve bu yüzden Julyet ten uzak kalıp sürülmüştür şehirden. Tibald! Yatıyor musun orada kanlı kefeninle? Genç yaşında hayat bağlarını koparan.. bu ellerle.. düşmanımın gençliğini biçmekten.. daha iyi bir dostluk….. nasıl gösterebilirim ki sana? Bağışla beni kuzenim(?) - Ah Juliet.. Neden böyle güzelsin ha? Yoksa ele avuca sığmayan ölüm mü aşık oldu sana? İnanayım mı o iğrenç canavarın bu karanlıkta sevgilisi olasın diye seni sakladığına? İşte bundan korktuğum için.. sonsuza dek yanında kalacağım... Hiç ayrılmayacağım.. bu loş gecenin sarayından... Burada, işte burada yatacağım Sana hizmet eden böceklerin yanında a oh.. Tanrım! ! Ey gözler.. son kez bakın... kollar.. son kez kucaklayın... ve dudaklar, ey siz nefes kapıları.. yasal bir öpüşle mühürleyin doyumsuz ölümün yaptığı bu süresiz antlaşmayı...... Sevgilimin şerefine... zehri Julyet in –aslında ölmediği, ona kavuşmak için uykuda olduğundan habersiz mezarı başında içer Ölüyorum, işte .. bir öpücükle....... Rahibe:Karşı konulamayacak kadar büyük bir güç tasarladıklarımızı alt üst etti. Gel gidelim. Bak kocan öldü koynunda yatıyor, o da öyle... Haydi gel yavrucuğum seni yerleştireyim Manastıra kutsal rahibelerinin arasına... Juliet : Ben gelemem nolur sen git, ben gelemem git!!!Bu da ne ?Canım sevgilimin avucunda bir şişe! Demek ki,zehirden sevgilimin bu vakitsiz olumu. Cimri! Hepsini içmiş;bir damla bile bırakmadın demek kavuşabilmem için sana? Öyleyse dudaklarından öperim, belki bir parça zehir kalmıştır dudaklarında, bir zamanlar hayat veren dudakların bu kez son versin hayatıma. Sıcakmış dudakları hala... Hayır; gelenler var elimi çabuk tutmalıyım. Ey Hızır gibi yetişen hançer: Senin kının burası. Orda paslan ve bende öleyim...
okuyan kız
Kocan Kadar Konuş'u inceledi.
220 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
6/10 puan
Kitap seni çok düşündürmüyor sadece o anını güzel geçirmek için okunacak bir kitap içinde Sabahattin Ali nin olması güzel, alıntıları güzel sonunu merak ediyorum 2 si çıktı mı? evlenecekler mi ? Filmini izlemiştim arada farklılıklar var. Her zaman kitabını da okuyun izlediğiniz Film in tavsiye
Kocan Kadar Konuş
Okuyacaklarıma Ekle
2