Okuyup öğrenme tutkusu ilgimi en çok çeken özelliği olmuştur.
Denebilir ki bunda şaşılacak ne var. Bir önder, bir devlet adamı elbette okuyup öğrenmek zorundadır. Evet ama ben bütün insanlık tarihinde ve kısa sayılabilecek bir yaşam süresince dört binin üzerinde kitap okuyan ve bu kitaplarda altını çizdiği yerler dokuz cilt tutan bir başka devlet adamı, siyasal önder olabileceğini pek sanmıyorum.
“Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık çağıydı; hem inanç devriydi hem şüphecilik devriydi; hem aydınlık bir mevsimdi hem karanlık bir mevsim; umudun baharıydı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete. Özetle, şu an içinde bulunduğumuz döneme öyle benzer bir dönemdi ki dönemin sesi en çok çıkan otoriteleri, bu günler hakkında –olumlu anlamda da olumsuz anlamda da– ancak ve ancak “en” sözcüğü kullanılarak konuşulabileceğini iddia ediyorlardı.”