“En eski çağlardan bir ırmak gibi kıvrılarak akıp günümüze gelmeyi başarmış bu şiirde; uzak zamanların, uzak iklimlerin, uzak insanların capcanlı izlerini buluruz.”
İşte ben de bu şiir kitabıyla o uzak insanların, o uzak iklimlerin rüyasına daldım.
♡
Öncelikle çevirmene teşekkür etmek istiyorum.Bu incecik kitap Bai Juyi'nin kendi şiirlerini koyduğu kılıfa verdiği isim gibi üç yüz anlam taşıyor aslında. Yoğun bir araştırmayla hazırlanmış bu kitaba ilgi duyun lütfen. Çevirmenimiz şiirlerin hemen üst yanına Çincelerini de eklemeyi uygun görmüş. (Bize uzak bir alfabeyi daha yakından tanıyalım, bu alfabenin güzel zevkini yaşayalım diye) bence bu çok hoş olmuş. Çinceye alaka duyan biri olarak büyülendim. Çeviri zor iş ama gelgelelim Çince çeviri daha da zor iş. Bu bir gerçek. İngilizceden çeviri yapmaya benzemez.Ki şiir çevirmek başlı başına zor iş zaten.Çevirmen Çince aslından çevirmiş şiirleri.Ne diyebilirim bence olabilecek en iyi anlamı ortaya çıkarmış şiirleri Türkçe'ye çevirirken. Çincede özne ve zamirler belli olmadığı için şiirin kime yazıldığını anlamak güç oluyor. Çevirmen de bunu belirtmiş. Ben şiirleri çok sevdim ve bu şiirler Tang Hanedanı şairlerine ve o döneme ilgi duymama neden oldu. Şiirlerin yanı sıra çevirmen notlarını okumayı da çok sevdim. Epey bilgilendirici olmuş. Kitabın kapağı da çok mükemmel. Gerçekten çevirmen ve yayınevi iyi iş çıkarmış.
“Suyu içtiğinde kaynağını düşün” der bir Çin atasözü.
Ben de şiirleri sevdikçe kaynağını düşündüm. Ve bu yüzden bu incelemede şiirlerden bahsetmek yerine kaynağını konuşalım istedim.
Bai Juyi, çalışmayı sevmeyen biridir. Ve hayatının çoğu döneminde yoğun olarak çalışmamıştır. (Bunu sevdimm işte ^^) Ayrıca şiir yazmak için hiçbir bahaneyi kullanmaktan çekinmeyen biridir de. Sadece şiir yazarak, okuyarak doğayla