abdalcelebi, Ölüm Pornosu'yu inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

çok iyi bir kitap olduğunu söylemeyem , çünkü anlatmak istediği birşey olduğunu sanmıyorum.Cinsellik üzerine yazayımda sonucu çok önemli değil gibisinden. Yazarın diğer eserlerine göre oldukça yayvan. benim puanım 6 :) (buarada puan felan şaka.puan diye bişey mi olurmuş)fena kitap değil tabularınız yoksa porno yıldızının skorlar kitabına girme istediğinin trajedi komik ve iğrençliği söz konusu. selam ve sevgileyle chuck

Yusuf Ö., bir alıntı ekledi.
10 saat önce

Evet kardeşler! Sizleri düşünmeye davet ediyorum. Zira, içinde bulunulan durum gerçekten düşünülmeye değer. Artık hakkında yazı yazılacak hiçbir konu kalmadı. Çünkü zihniyet değişti. Her konuda tuhaf bulgular elde edildi, değişiklikler oldu. Eskiden garip karşılanan durumlar artık garip karşılanmıyor. Zamane insanları, birçok alanda yeni şeyler icat etti. Bunlara yenilik mi delilik mi diyeceğimi tam olarak bilmiyorum.Geçmişte yazılan en ciddi eserler yeni nesil tarafından komik karşılanıyor ve onlarla dalga geçiliyor.

A'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi (Sayfa 136 - Kaknüs Yayınları)A'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi (Sayfa 136 - Kaknüs Yayınları)
İlkay GÜNEL, bir alıntı ekledi.
 14 saat önce · Kitabı okuyor

“Benim adım da Malfoy, Draco Malfoy.”
Ron hafifçe öksürdü. Bu öksürüğün arkasında olay gizliydi sanki. Draco Malfoy ona baktı.
“Adım pek mi komik? Senin kim olduğunu sormama gerek yok. Babam bütün Weasley’lerin kızıl saçlı, çilli olduklarını, yetiştirebileceklerinden çok daha fazla çocuk yaptıklarını anlatmıştı.”

Harry Potter ve Felsefe Taşı, J. K. Rowling (Robert Galbraith)Harry Potter ve Felsefe Taşı, J. K. Rowling (Robert Galbraith)
Elif Peksöz, Şekerfare'yi inceledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Kocan Kadar Konuş isimli kitabı aracılığıyla tanışmıştım yazarın kalemiyle. Öyle güçlü kahkahalar atmıştım ki iş yerinde,üst kattaki arkadaşlar koşarak gelip “Noluyor,neye gülüyoruz?” diye sormuşlardı. Aynı kitabın ikincisi de ilki kadar olmasa da komik olunca,geçirmekte olduğum zor günlerime kısa bir mola deyip biraz gülmek amacıyla bu kitabı seçtim. İtiraf ediyorum,beklediğim kadar komik değildi ya da ben zor gülüyorum;bilemedim hangisi...Son elli sayfada gülebildim. Kitabın içinde yazarın kendi reklamını yapması başta itici gelmiş olsa da sonradan düşününce kimseyle itişmemek adına kendi ismi ve kitabını kullandığına karar vererek bunu da hoş karşıladım,hatta ince bir düşünüş.Bunun haricinde okumama değdi. Günlük konuşma diliyle,gayet samimi bir havada yazılmış yine. Üstelik konusu da çok tanıdık. Kimbilir belki de beni,seni,kuzenimizi,komşumuzu ya da akrabamızı anlatıyor. Sıcacık ve sürükleyici anlatımıyla bir oturuşta okuyabilirsiniz,eğer eteklerinizden çekiştiren bir çocuğunuz yoksa. Sosyal mesajı aileye yönelik ve yine çok tanıdık;hatta iddia ediyorum hepimizin evine hitap eden bir sosyal mesaj. Ne olursa olsun ailemizin her zaman yanımızda olduğunu,kuru kalabalıktansa az ama öz insanın yeterli olduğunu Şükran’ın yaşadığı hayal kırıklığı ile öyle ustaca vermiş ki... hiçbir şey olmasa bile,sırf bunun için okunmalı. Tavsiye mi? Tabi ki ediyorum. Kitapla kalın.

SihirliFlut, Yalan Yıllar'ı inceledi.
21 saat önce · Kitabı okudu

1980’li yılların Türkiye’sini merak eden arkadaşlarıma tavsiye ederim ancak yazar kendisi konusunda çok acımasız. Son derece karamsar ve eleştirel olmuş. Bazı yerlerde eğlenseniz ve komik bulsanız bile ağzınızda buruk bir tat bırakıyor.

Bolahenk, bir alıntı ekledi.
21 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ama umutsuzlukları bile komik olan insanlar var!..

Zamanımızın Bir Kahramanı, Mihail Yuryeviç Lermontov (Sayfa 174 - İletişim Yayınları)Zamanımızın Bir Kahramanı, Mihail Yuryeviç Lermontov (Sayfa 174 - İletişim Yayınları)
Hanife Aşıcıer, Miçolojik Dünya'yı inceledi.
Dün 05:56 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın dilini bayağı sevdim çok akıcı ve tane tane yazmış..Hiç sıkılmadan severek okudum kendimi onun gittiği yerlere gitmiş, adeta seyahat etmis gibi hissettim.Komik ve espritüel yaklaşımları kitaba ayrı bir hava katmış.Herkese tavsiye ederim

Hüzünlü Palyaço, bir alıntı ekledi.
Dün 02:02

Komik bir olay
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tabutun başında toplanmışlardı fakat, tarif edilemez bir korkuyla ve şaşkınlıkla, kapının açıldığını ve vahşi görünüşlü, yanık tenli, paçavralar içindeki bir adamın, içeri girdiğini gördüler. Adam, korkudan yere çömelen kadınlara hiç bakmadan ve tek bir söz bile etmeden, bir zamanlar Lucy Ferrier'in saf ruhunu barındıran sessiz beyaz figüre doğru ilerledi. Kızın üzerine eğilerek, dudaklarını kızın soğumuş alnına dokundurduktan sonra kızın parmağındaki alyansı çıkardı. "Böyle gömülmeyecek," diye vahşice bağırdıktan sonra, kadınlar imdat bile isteyemeden merdivenlerden inerek kayboldu.

Sherlock Holmes Tüm Hikayeleri, Arthur Conan Doyle (Epub)Sherlock Holmes Tüm Hikayeleri, Arthur Conan Doyle (Epub)

Manidar...
Bir Anne karnında 2 bebek vardı.
Bebeklerden biri diğerine sordu:
-Doğumdan sonra yaşama inanıyor musun?
Diğeri cevapladı:
-Tabiki de doğumdan sonra yaşam olmalı. Bekli burada olmamızın nedeni gelecekte yaşayacaklarımına hazırlanmamız içindir.
Birincisi meraklandı:
-Saçma! Doğumdan sonra yaşam yok.
Olsaydı nasıl bir yaşam olurdu ki acaba?
İkincisi:
-Bilmiyorum ama orada buradakinden daha fazla ışık olacak. Belki ayaklarımıza basarak yürüyeceğiz ve ağızlarımızla besleneceğiz. Belki de şu anda aklımızın ermediği başka duyularımızda olacak.
Birincisi:
-Bu olanaksız. Yürümek mümkün değil. Ve ağzımızla yemek mi dedin?! Çok Saçma ! göbek bağımız ihtiyacımız olan bütün besinlerive ve diğer her şeyi sağlıyor bize. Amagöbekbağı çok kısa. Hal böyle olunca da doğumdan sonra yaşam fikri mantıklı değil.
İkincisi ısrar etti:
-Bence doğumdan sonra yaşam var ve belki buradakinden farklı.
Belki de göbekbağına ihtiyaç duymayacağız orada.
Birincisi:
-Saçma! Ve daha da ötesi, eğer doğum sonrası yaşam varsa neden kimse geri gelmedi? Doğum yaşamın sonudur ve doğunca karanlık ve sessizlik olacak ve her şeyi unutacağız. Yani doğumdan sonra yaşam yoktur.
İkincisi:
-Bilemiyorum.
Annemizle buluşacağız ve o bize bakacak.
Birincisi sordu:
-ANNE-miz mi dedin ? bir ANNE-nin olduğuna gerçekten inanıyor musun? Bu çok komik. Eğer bir ANNE varsa peki nerede şimdi?
İkincisi Yanıtladı:
-O her yerde.
Biz onunla çevriliyiz. Biz ondan geliyoruz.
Onun içinde yaşıyoruz ve onsuz bu dünya ne var olacaktı ne de var olabilirdi.
Birincisi:
-Onu görmüyorum, görmediğin bir şeye inanmak mantıklı değil.
Bunun üzerine ikincisi şöyle yant verdi:
-Bazen sessiz olunca onun varlığını hissedebilirsin. Ve doğumdan sonra onu göreceksin.

Alıntıdır...

Dolunay Hamurcu, Çocukluk'u inceledi.
22 May 19:11 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tataaam diye gösterişli bir giriş olsun çünkü Tolstoy'um geliyor :-)
Tolstoy deyince bende akan sular duruyor zira pek bir severim kendisini. Çocukluk, ilk gençlik ve gençlik üçlemesine başladım. Keşke tam bir otobiyografi olsaydı da yazılanların gerçekliğinden emin olsaydık ama ca'anım Tolstoy'um kendi dünyasıyla karıştırmış ve yarı otobiyografik bir eser çıkarmış ortaya: Çocukluk.
Tolstoy askerdeyken tuttuğu günlükte bir sayfaya şöyle yazmış: " Yarın büyük bir roman yazmaya başlıyorum. " Daha yazıya dökmeden ortaya çıkacak eserin "büyük" olacağını biliyor çünkü yıllarca kendini geliştirdi bu güzel adam ve askerde yazdı ilk eserini.
Bu romanda ana karakterimizin adı: Nikolay. Gerçekten her özelliğiyle Tolstoy mu bilemiyoruz fakat ben hayalimdeki Tolstoy'cuğuma pek bir benzettim :-) Soylu bir ailede büyümenin özelliklerini küçük yaşlardan görüyoruz Nikolay'da fakat sonra ezilen alt tabakayı görünce onları savunmasını ve babasına kızmasını da görüyoruz. Hoşlandığı kızla dans edebilmek için bir cesaretle atılıyor sonra her zaman olduğu gibi utanıyor ve saçma bir hareketle mahvediyor. Çocuksu meraklarının peşinden gidiyor, abisiyle sürekli kendisini kıyaslıyor ve kendisini fiziksel olarak hiç beğenmiyor. Yazdığı ilk şiirle nasıl gurur duyduğunu okuyoruz önce, sonra sıra okumaya geldiğinde şiiri nasıl aptalca bulduğunu hissediyoruz. Bütün bu olayları Tolstoy öyle güzel yazıya dökmüş ki bir film sahnesi gibi canlanıyor her şey. Dans ederken o komik ayak hareketini görüp gülüyorsunuz, şiiri okuyamayınca cesaret veriyorsunuz. Her şey gözünüzün önünde sanki adım atsanız yanındasınız küçük şaşkın Nikolay'ın.
Beni en çok etkileyen bölüm Nikolay'ın annesini kaybettiği bölüm oldu zira bizim Tolstoy annesini henüz iki yaşındayken kaybetmişti. Eserde Nikolay'ın annesini kaybedince hissettikleri o kadar net, o kadar insanca, bir o kadar da çocukça. Annesini hiç tanımayan Tolstoy'un bir annenin yokluğunu bu kadar güzel anlatmasına şaşırdım mı, tabi ki hayır.
Tolstoy'u mutlaka okuyun ve okutturun diyorum.