Herkese merhaba, Öncelikle üşenmedim ve burdayım. Sanıyorum ki çok fazla Timur Tönge okumak bana üşengeçlik bulaştırdı. Her şeye üşenir oldum. Neyse konumuza dönelim. Kitabın büyük bir çoğunluğu Rize’de geçti. Ahu ve Timur’u biraz da köy havasını okuduk. İşte aile bağları ve geçmiş defterleri gibi bir çok şeye şahit olduk okurken. Daha çok Timur’un aslında gerçekten kim olduğunu gördük. O dağ gibi adamın ardında aslında yatan küçük çocuğu gördük. Bilmiyorum hem güldüm hem eğlendim arada da hüzünlendim. Yine bir Loresi klasiği işte her duyguyu yaşadım. Adem, aknene, Resul gerçekten hepsinin yeri ayrı benim için. Bide barut timi. Bir kez daha gerçekten dostluk neymiş gördük. Timur’u sesiz olmasına rağmen ne kadar kabullendiklerini özellikle Aybüke hamile hali ile Timur komutanım için diyip göreve çıkınca ağlayası geliyor insanın. Ben ağlamadım çünkü pek ağlayabilen biri değilim. Ama eğer ağlayabilsem ağlardım. Aslında anlatacak çok şey var ama Timur’un da dediği gibi “benim anlatacak kelimem yok.” Neyse devam ediyorum. Bu kitap ahu ve Timur’un ilk defa ne kadar güzel bir aile olduğunu,Birbirlerini ne kadar sevdiklerini diğer 2 kitaptan çok çok fazla bir şekilde bize gösterdi. Özellikle kendi evlerine çıktıkları zaman zaten senorya onlar için farklı ilerledi. Elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum ama Rize sahneleri çok olaylı değildi. Daha böyle günlük vlog tarzı gibiydi. Hani anlatacak çok da bir şey yok benim açımdan. Sadece bir yüzük olayı vardı. Timur’un annesinden kalma geçmiş anısı o güzel ve farklı gelmişti. Başka da pek bir şey yok. Uzatılmış betimlemeli günlük vlog diye tasvir edebilirim ancak. Ve kitabın büyük çoğunluğu bu şekildeydi. Arada da Kenan kralşan ve Teoman doğunun yaptıklarını okumak güzeldi
Osman abi yine döktürmüş gerçekten de erkeklerin yaşamış olduğu hikayeler kalemine sağlık komutanım hürmetler saygılar kurma kolunun bir çok serisinin gelmesi dileğiyle
Serinin ilk kitabını nihayet bitirdim! Duygularım biraz karışık, bu yüzden artısıyla eksisiyle bir değerlendirme bırakmak istedim.
Asker Kurgusu ve Teknik Detaylar (Puan: 0/10)
Maalesef kitabın "asker kurgusu" tarafı benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Mesele operasyon azlığı değil, o ruhun eksikliğiydi. Tahir’i vatan sevdalısı bir askerden ziyade, Melek’ten kaçmak için üniforma giymiş biri gibi tanıdım. Görevini bırakıp sürekli kızın yanına gelmesi, operasyon sırasındaki ciddiyetsiz dedikodular gerçekçiliği öldürmüş.
Ayrıca rütbe hataları (Üsteğmenin Teğmen'e "Komutanım" demesi gibi) çok göze batıyordu. En çok takıldığım nokta ise "Hain" kelimesiydi. Türk olmayan bir düşmana "hain" denmez; hainlik için önce o vatana bir gönül bağı veya borcu olması gerekir. Yazar bu kelimeyi sadece hakaret amaçlı kullanmış ama askeri kurguda bu terimler çok daha ağırbaşlı seçilmeliydi.
MELEK: İlk 100 sayfa benim için çok zordu. Fazlasıyla çocuksu ve bazen itici tepkileri vardı.
Tahir: Kitabı bitirme sebebim! Onun bakış açısından yazılan bölümler çok daha samimi ve etkileyiciydi.
Abimin Arkadaşı (10/10):
Arslan ve Tahir arasındaki o muazzam dostluk ve kardeşlik bağı kitabın en güçlü yanıydı. Sırf bu ikili için okumaya devam ettim!
Karadeniz Havası (9/10):
Atmosfer güzel yansıtılmıştı ama o meşhur Karadeniz inadını karakterlerde tam göremedim.
Genel Değerlendirme (Puan: 4/10)
Kitap 250. sayfadan sonra nihayet açılmaya başladı. İlk başlarda ne kadar zorlansam da, Tahir ve Melek arasındaki bazı sahneler gerçekten tatlıydı.
Not: "Suratının alt metnini açık unutmuşsun" ifadesi favorim oldu, çok yaratıcı!
Sonuç olarak; profesyonel bir askeri kurgu bekliyorsanız aradığınızı bulamayabilirsiniz. Ama mantık hatalarına takılmadan, çerezlik,
Hiç de bile! Kişisel değil toplumsal gelişim derdinde ve çabasında Şerif hocam. Her bir cümlesi vurgulu ve hisli ve mantığa uyan cümleler bunlar. Şiirsellik demeyelim de akılsallık duygudaşlık bilinçlilik... lik lık lar artıyor çevirdikçe sayfaları.
Günümüz sorunları ve bunların en kolay şekilde olağan çözümlerini de sunuyor. Aldığım dersler eserin harflerinden fazladır. Kendisiyle çocukluk arkadaşı olasım gelen özel biri, bir yazar, eğitimci ve İNSAN. Zaten hocamızın(bazen komutanım diye okuyorum kendimce) gayesi derdi ülküsü de bu ya. İyi insan olmak avucumuzda bir kelebek gibi. Fil gibi değil bakın! İyi ki varsın be Şerif Hocam. Ve eserlerin karakterini ve ruhunu öyle samimi yansıtıyorsun ki. Var ol.
…her insanın çocukluğu ‘geçmiş’ adı altında geleceğine götürdüğü bohçalar içine çıkınlanmış hazinedir mamafih geçirmiş olduğum harika bir çocukluk dönemimde okuduğum kitaplar, tıpkı sokaklarda oynadığım tadı benzersiz oyunlar gibi, o bohça ile geleceğime yani bugünüme taşıdığım emsalsiz hazinelerdendir.
emsalsiz okuma keyfi neviinden nitelediğim o kitaplardan benim için en müstesna olanı ise, ‘pal sokağı çocukları’ kitabıdır.
öyle ki hala her dibe yeksan buhranlarımda bir kaçış alanı olarak ‘pal sokağı çocukları’ nın sayfaları arasında buluveririm kendimi. kitabın giriş sayfasındaki laterna hala zihnimde çınlar, macun çiğnerken odun deposundaki nöbetçiler yerinde mi, değil mi, kontrol etme gereksinimi adrenalin pompalar tüm vücuduma ve onbaşı neöesçek kırmızı gömleklilerden kaçsın diye dua ederim…
bunların her birini içimden geçirirken sayfalar arasındaki yolculuğumda ben hala ilkokul dördüncü sınıfımdayım ve ilkokul öğretmenim canım Gülseren Türker annem, gözünde gözlük, elinde cetvel o sert ama ana canlısı tatlığıyla çarpım tablosundan, yarın yapacağı sözlü yoklamanın kaygısındayım.
Allahım ne müthiş kaygı! çünkü ben hala dördüncü sınıfta ve onbaşı nemesçek’in kankasıyım…
bir kitap bir insanın ne kadar dostu olabilirse ‘pal sokağı çocukları’ benim için o kadar dostum ve sığınağım hatta sırdaşımdır…
keşke kitap, nemesçek yüzbaşı rütbesine yükselmeden bitmiş olsaydı ve buda ve peştedeki o odun deposunda yine kırmızı gömleklikleri yenseydik…
dipçe-1 : mart ayının değil, benim için yüzyılın kitap önerisidir mamafih nemesçek’i tanımamış çocuk, çocukluğunun hep bir yanı eksik kalmıştır. benden söylemesi!
dipçe-2 : okumayan büyüklerin çocukluğunu ödüllendirmesi tavsiyemdir ve çocuklara mutlaka okutulmalıdır hatta genç ve yetişkin hatta hatta… neyse kısa kestim
Osman komutanim, ayakları yere saglam basan, gerçek hayata birebir uygulanabilir bir kitap üretmiş. Insanin hayatına direkt olarak uygulayip sonuç alabileceği türden bilgiler ile dolu. HAYAT PRATİKTİR. Her kitabı olduğu gibi bu kitap da çok iyi. 5/5