Bugün benim doğum günüm. Yeni bir yıla adımımı attım. Bunca yıl nasıl geçti bilmiyorum. Ne ara geçti onu da bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var. Her yıl daha fazla büyüyorum ve daha fazla şey öğreniyorum. Kendimi keşfetmeye başlıyorum. Kendimi tanıyorum. Nasıl biri olduğumu anlıyorum artık.
On yedinci yaş günümden tek isteğim; bir şeyleri başarmış olması. Üniversite olsun, aile hayatındaki sorunlar olsun, yaşadığı haksızlıklar olsun ve kendini yalnız hissedeceği anlar olsun. Hepsinden bir şeyleri başarmış olarak çıksın. Kendini sevsin, gurur duysun, başardım desin. Her şeye rağmen ayağa kalktım ve başardım desin. Mezun olsun mesela. O kepi kafasından atabilsin. Bunu on yedinci yaş gününde yapsın ama on sekize kalmasın.
Bolca gülsün. İçinde kalan acılara inat gülsün hem de. Ağlamasını da bilsin ama biriktirmesin içinde. Bazı şeylerin içinde bir yerlerde kalsın. Yüzleşemediğin her şeye inat anıları hatırlamaktan asla vazgeçme.
En önemlisi sev ya. İnsanı sev, hayvanı sev, doğayı sev, gökyüzünü sev; ama önceliğin kendini sevmek olsun. Kendini öyle bir sev ki dünyanın hiçbir kötülüğü sana zarar veremesin. Kendini öyle bir sev ki hiçbir insan seni kıramasın.
Asla unutmaman gereken bir şeyi söyleyeceğim şimdi. Asla ama asla susma. Özellikle babana karşı. Susma o seni anlamasa bile susma. Anlayana kadar bağır çağır, ama içinden konuşup dışından susma. Gözyaşların aksa dahi bağırmaya devam et. Gözyaşların bağırsada anlayan olmadı, biliyorum. O yüzden sende her yere sesini duyur. Desinler ki bu kızın sesi çok acı dolu ama öyle hoş bir sesi var ki...
Bir şeyleri açıklamak için çabalama aynı zamanda bırak insanlar seni nasıl görmek istiyorsa öyle görsün. Sen kendini biliyorsun o sana yeter. Bir de mevlan bilse yeter.
Ve şunu da unutma artık on yedi oldun yaşına ayrı bir