2

27

2 üye
Takip
Sıra dışı bir deneyim, bize özgünlük sunan bir okyanus.
10/10
·184 syf.··
2022 164. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2022 00:00
Bu sayfalarda yolculuk eden her okur, bir sanatın, bir tutkunun, bir deliliğin esiri olur. "Ben, Antonin Artaud", sıradanlığın ötesinde, sıra dışı bir kitap. Sayfalarında dans eden harfler var, senaryosu delice, şiirsel bir dilin kıyısında, sıradışı bir yolculuk işte. Artaud, bir asi, bir isyankâr, bir dahi, sözcüklerin ötesinde dans eden bir ruh. Kelimeleri büküp kıvıran, anlamı alt üst eden, sesin ritmini yakalayan, duygu dolu bir zihin kendisi. Onun dünyası, tiyatroların ötesinde bana göre, zira modern insana sıradanlığın tuzaklarına düşmemesi ve kendi iç dünyasının derinliklerini keşfetmesi gerektiğini söylemek istiyor eserde. Onun kitaptaki asıl mesajı, modern toplumun baskılarından ve kalıplarından kurtulmanın önemini vurgulamak. İnsanın iç dünyasına yolculuk eden bu kitap, tek bir okuyuşta anlaşılacak değil, derinlemesine bir tapınak misali. Çünkü şiirsel bir dil kullanılıyor ve şiirsel dilin büyüsüne kapılan okur, Artaud'un zihninde kaybolur, sarsılır, yıkılır, dirilir ve uçar. Bu şekilde, bir okur olarak, Artaud'un hayatına ve sanatına daha yakından bir bakış açısı elde edebilir ve onun etkileyici ve çoğu zaman tartışmalı dünyasında kaybolabiliriz. Kitabın en çarpıcı yanı, Artaud'un tiyatro anlayışını devrimci bir perspektifle okuyabiliyor oluşumuz. Zira o, geleneksel tiyatrodan sıyrılarak, "Soyut Tiyatro" kavramını ortaya atmış ve tiyatroyu duygusal bir deneyim ve bedenin kullanımıyla daha etkileyici bir hale getirmiş kişidir. Artaud'un iç çatışmalarına şahit olurken, kendi iç yolculuğumuza da çıkarız derin bir okyanusta. İçimizdeki şiddeti, karanlığı, yasakları keşfederiz, Onun kaleminden dökülen sözcüklerle besleniriz. Sözcüklerin dansıyla ruhumuzda iz bırakır, ve bizi, gerçekliğin ötesinde bir dünyaya taşır. Şiirsel düzyazılarla bezeli sayfalarında,
27
Ben, Antonin ArtaudAntonin Artaud · Ve Yayınevi · 201950 okunma
5/10
·368 syf.··
2023 74. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2023 16:15
İnsanoğlu artık yeşile olan aşkını ilan etmiş durumda. Ancak bu tutkunun kaynağı, gözlerini doğaya çevirdiği ve içini açtığı iddialarıyla alakalı değil. Kafasını kaldırıp baktığı doğa içini açıyor diye mi? Hayır. Ağaçlar, onlara hayat fısıldıyor diye mi bu sevgi doğdu? Hiç değil. Benim en çok sevmeye çalıştığım, acımasız insanoğlunun ise en sevdiği renk. Ağaçlardan, doğadan ya da ormandan değil, bu sevginin kaynağı. Paradan. Evet, yeşilin gücü tam olarak buradan geliyor, sadece... Paradan. Yeşil, insanoğlunun doyumsuz hırsının, ihtirasının ve zenginlik arzusunun sembolüdür. Ahlaki değerler geri planda kalırken, insanoğlu kör bir şekilde yeşilin peşinden koşar. Yeşilin cazibesi onları hipnotize eder, etraflarındaki yıkımı fark etmelerini engeller. 21. yüzyıldayız, insanlığın en karanlık çağındayız. İnsan gücü keşfetmek için attığı her adımda yeni bir kadim dost buldu kendine: Para. Daha önce hiç görülmemiş bu çağda, açgözlülüğün zirvesindeyiz. İnsanlar, hırs ve ihtiraslarının kölesi oldular. Para, insanların gözlerini kör etti, kalplerini donattı ve vicdanlarını susturdu. İnsanlar, insanlık onurunu, ahlaki değerleri ve doğanın kutsallığını hiçe saydı. Para, her şeyin ölçüsü haline geldi, insanları kontrol eden, onları iyi niyetlerinden ve vicdanlarından uzaklaştıran bir güce dönüştü. Çıkarları uğruna her şeyi yapmaya hazır hale getirdi. Para, güç, prestij ve lüks arayışı, insanların kalplerindeki ışığı söndürdü. Açıp da okuyan kaldı mı gerçekten Tanrı'nın kutsal kitaplarını, kelimelerini, cümlelerini ya da emirlerini? Tanrı'yı arayan kaldı mı bu günlerde? Friedrich Nietzsche duyurmadı mı onun cenazesini herkese, bundan neredeyse bir yüzyıl önce? Acımasızlığı kendine kadim dost yapan insan müsveddelerinin görmek istediği tek şey yeşil bir kağıdın üzerine
27
Sessiz BaharRachel Carson · Palme Yayıncılık · 2011192 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·152 syf.··
2022 193. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2022 20:01
Soyutlanmış bir dünya, nesnelerin sınırsız melankolisi, gerçekliğin gerçekdışı bir şekilde kurgulanışı, belirsiz işlenen zaman, yaşamın travmatik etkileri, soyutu somutlaştırmak.. “Fazlasıyla rahatsız edici olsa da çevremde gördüğüm dünyada yaşadığımı kabullenmek zorunda kaldım.” Yalnızlık, absürtlük, nesneler dünyası ve onun gerçekliği ile gerçek dışılığı üzerine yazılmış son derece kasvetli bir eser. Kasvetli ama bir o kadar da duygusal. Genç yaşında yakalandığı hastalığının ruhunda bıraktığı yaralar o kadar derin ki, okurken bile o acıyı sonuna kadar hissedebiliyorsunuz. Kafka havası aldım. Yazarın gerçekliğin çoğulluğunu tasvir etme yeteneği tekinsiz ama kesin. Her nasılsa, anlatıcının ezici betimlemeleri, hikaye üzerinde baskıcı bir örtü oluşturuyor. Gerçekten soyutlayarak yaşadığı kendi gerçekliğini; okuyucunun bir başkasının bakış açısını deneyimlemesi için olayların veya izlenimlerin anlatılmasından ziyade, daha çok açıklamaların ruh halinin anlatılması kişisel bir keşif oldu benim için. Erifin iç dünyası aşırı coşkun fakat olaylar arasındaki geçişler de bir o kadar belirsiz. Anlattıkları ve yaşadıkları, âdeta bir rüya gibiydi. Hem semantik hem de psikolojik açıdan oldukça karmaşık, fazlasıyla ağır psikolojik bir roman; ve son derece nihilist. Yine de bu kadar akıcı olması insanı hayrete düşürmüyor değil. Düzyazı şiirsel olsa da ve Blecher'ın ki çok genç biri için açıkça etkileyici bir yetenek olsa da, yine de kitabın son yarısına doğru ilgimin azaldığını fark ettim. Aslında, Blecher'ın günlük dozlarda alınacak haplar haline getirilmesi gerektiğine inanıyorum. "Tıpkı su dolu bir bardağın içine atılan bir topak toprağın, farklı farklı renklerden oluşan tabakalar halinde bardağın dibine yerleşmesi gibi, odam da eski sabit haline döner, içindeki nesneler
27
Acil Gerçekdışılıkta MaceralarMax Blecher · Jaguar Kitap · 2018263 okunma