Türkiye'nin 1980 sonrasında koyu bir karanlığa
dalması hızla bozulan gelir dağılımı dengesinin ve lüks
tüketim malları furyasının ve zengini daha zengin, fakiri
daha fakir kılan ekonomi politikasının sonucu değildir.
Bunlar yaranın sadece cerahati sayılmalıdır. 80'li yıllar
ekonomik gücü yerinde olanların da hoşnutsuzluklar
içinde kaldığı, zenginlerin de insanî özlemleri bakımından tedirginlik ve tatminsizliklerle yüzyüze geldikleri
yıllar olmuştur. Çünkü karanlığın sebebi bir ülkenin olduğu kadar, insan tekinin, ailelerin olduğu kadar bütün
insanlığın yaşama sebebinden mahrum kalışı veya yaşama sebebini insana yakışmayacak ölçüde tek boyuta yani ezilmemek için ezmek ilkesine indirgemesidir. İşin
gerçek yüzü bu olduğu halde karanlık bunun görülmesini engeller.