Özetle AKP, ABD’nin Büyük Orta Doğu
stratejisinin en önemli ayaklarından birisi olan radikal hareketlerin liberalleştirilmesi sürecinde çok önemli bir rol üstlenmiştir.
Demek ki, mevcut rejimlerin yerine demokratik yollardan gelmeden önce bu “radikal İslami hareketlerin” liberalleştirilmesi veya AKP’leştirilmesi gerekiyor. Nasıl bir zamanlar Millî Görüş'ün önde gelen liderlerinden olan Recep Tayyip Erdoğan anti-Amerikancılıktan Amerika'nın Büyük Orta Doğu'daki en iyi adamlığına dönüştürüldü ise...
Orta Doğu’da ılımlı İslamcı gelişme ve demokratikleşme süreçlerinin amacı, radikal İslami akımların yerine Orta Doğu’daki İslamcı potansiyeli kontrol altına alacak, anti-Amerikancı içeriğinden uzaklaştıracak siyasal yapıların geliştirilmesidir. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) bu konuda atılmış çok önemli bir adımdır.
Erdoğan, ABD’de bir düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmada “Ben çocuklarımı Amerika’da okutuyorum. Bunun bir sebebi var. O da bu medeniyete duyduğum inançtır.” diyor. Siyasal kariyerinin çok büyük bir bölümünü anti-Amerika-nizm üzerine kuran bir siyasetçinin geliştirmiş olduğu kıvraklık şaşırtıcıdır.