Bekliyoruz. Sıkılıyoruz. (Elini kaldırır.) Hayır itiraz etme, sıkıntıdan patlayacağız, inkâr edemeyiz bunu. Güzel. Peki. Bir değişiklik oluverince ne yapıyoruz? Fırsatı kaçırıyoruz. Hadi işe koyulalım. Birazdan her şey bitecek ve biz yeniden yalnız kalacağız, hiçliğin orta yerinde.
-- "Hemen onları durdurmalısın. Hükümete rapor edeceğim."
+ "Gerek yok." Köy muhtarı bir sigara yakıp uzakta kamyona yüklenen kesilmiş ağaçları işaret ederek, "Görüyor musun? İlçe Orman Bürosu yardımcı sekreteri ve kasaba polis karakolundan iki kişi de burada. Onlar herkesten daha fazla ağaç alıyor...
Diş salatalığın üzerinde duruyor. Ağzımda kan tadıyla, fok balığı öldürmeye yarayan bir silaha benzeyen dişe şaşkın şaşkın bakıyorum. Dişi salatalıktan çıkarıp bir zamanlar durduğu yere takmaya çalışıyorum, ama artık buraya olmuyor. Büyük kentin tadını aldıktan sonra köyüne dönmek istemiyor sanki. “Burası bana dar geliyor artık.”...
Komşu kızı sperm hücrelerinin yüzüp içeri girdiklerini ve seni en beklemediğin anda hamile bıraktıklarını anlattıktan sonra böyle bir şeyin başıma gelmemesi için kesin kararımı vermiştim. Bunun üzerine akşamları banyo yaparken sahip olduğum bütün iç çamaşırlarını birbiri üzerine giymeye başladım. Belki de hamile bırakılmama konusunda bu kadar kesin bir karar verdiğim için bunu değiştirmek de bu kadar zordu. Epsilon ve ben de çocuk yerine bir Dalmaçyalı aldık...
Meyve tezgâhından birkaç elma alıyorum. Çernobil’den sonra, Epsilon’un elmalarının kabuklarını soyuyorum ki beyni elma kabuğundaki radyoaktiviteden zarar görmesin. Kendiminkileri yalnızca elbisemin kenarına hafifçe siliyorum...