Tekrar ele geçirilmesi mümkün olmayan günler ta uzaklardan gelmişti; yüksekteki serin havanın ve gençliğin yıpranmış kılıfına yok edilemeyen bir rayiha gibi asılı diğer her şeyin -balın tadı, sütün bolluğu, inek çanlarının sesi, ırmakların çağıltısı, ayağın altında ezilen otların kokusu ve derin koyaklardaki baş dönmesi- parçasıydılar.