Bizde siyaset, "düşman yaratma" algısı üzerine kurulu! Muhalif olmak "düşmanlık" ile, karşıt görüş "mihrak" ile eşdeğer görülüyor...
Düşman inşa etme kavramını salt iktidar için söylemiyorum; bu hoyrat tavır, kaba dil ve aşağılama üslubu muhalefete de bulaştı.
Türk siyasetinin "düşman ihtiyacı" neden var? Husumet algısı yaratma ve kamplaştırma hangi ihtiyacı gideriyor? Açıklayayım... Kendine, partisine, görüşüne bağlılığı artırmak için yapılıyor. Taraftarları arasında muhalif çıkmaması için "dışarıda düşman var" algısı yaratmak için yapılıyor.
Karşıtını "şeytanlaştırma" statükoyu koruyor, iktidarı, lideri ve partiyi idame ettirip gücün sürüp gitmesinin sağlıyor.
Bu politik "kin ihtiyacı"nın ülkeyi böldüğü görülmüyor mü?
Dış mihrak aramaya ne gerek var? Bölücü terör örgütüne ne gerek var? Düşmanlaştırmaya gereksinim duyan siyaset anlayışı ülkemizi derinden böldü, bölüyor.
"Koltuğu bırakmamak" veya "koltuğa kavuşmak" için ihtiyaç duyulan bu kötücül politik anlayışa karşı mücadele vermek gerekmiyor mu?