a

Anı - Sefaretname

1 üye
Takip
6/10
·180 syf.·
2025 52. kitabı
Lale devri zamanında, 3.Ahmet'e sunulan bu Sefâretname, kitabı okumadan önce, bu zamanda bilsem de devrindeki önemini bilmediğim Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi tarafından yazılıp devri bir devlet adamı gözünden görmemizi sağlayan Türk klasiği olmakla birlikte, önemi yalnızca Türkler için değil Fransa için de yadsınamaz. Öyle ki bugün bize dönem şartlarını görme merceğini kullandırtmakla birlikte, Osmanlı'nın batılılaşması hususunda sunduğu katkılarıyla kalmamış, Fransa için de kendi değerini korumayı başarmıştır. Ülkemize gelen yabancı sefirlerin yazdığı sefâretnameleri de (varsa) okumayı çok istememe neden oldu bu kitap. Çünkü kitapta bilmediğim yer adları çoğunlukta olunca kendimi okuyup geçiyormuşum, önemsemiyormuşum gibi hissetmiştim. Tabi yine bahsi geçen tarihi mekânlara baktım ama o kadar etkili olmuyor. Bildiğim yerleri bir yabancının kaleminden okumak daha hoşuma giderdi diye düşünüyorum. Keşke birileri çıkıp "Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet'in Sefâretnamesinde Bahsettiği Yerler" veya "Paris Sefâretnamesi Rehberliğinde Paris'e Yolculuk" başlıklı videolar çekilmiş olsaydı (araştırdım, bulamadım). Ya da bizzat bahsedilen yerler, yollar gösterilmese bile bir animasyonla anlatıldığı belgesel çekilebilirdi. (Belki de çekilmiştir bilmiyorum, bilen varsa, söylerse memnun olurum.) En azından devlet adına bir yayın bunu yapabilirdi. Çünkü böyle olunca kendimiz için yalnızca "Paris sefâretnamesini okudum" diyebiliyoruz; ama okumak var, okumak var... Bunları bir kenara bırakacak bahaneyi ararsak, şunu söyleyebiliriz: "Burada kitabın yazılış amacı belki Paris ve anlayışını tanıtmak olabilir ama şuan bir klasik hâline gelmiş bu eseri bizlerin okuma amacı Paris'i tanımak değil, ecdadımızın Paris karşısında sergilediği tutum ve bunun Osmanlı'ya ne gibi bir etkisi olmuş
Anı - Sefaretname
Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi SefâretnâmesiYirmisekiz Mehmet Çelebi · Tercüman 1001 Temel Eser · 01,018 okunma
Paris şehrine mahsus bir oyun var imiş. Opâre derler imiş. Acaip san'atler gösterirmiş. Ol şehre mahsus imiş. Şehrin kibarları varırlar, vasi daha ekseriya varır, kral bile ara sıra gelir imiş.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Anı - Sefaretname
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Biz girince içerde olanlar ayağa kalktılar. Kral'ın yanına yanaşınca, o da ayağa kalktı. Nâmei Hümâyun'u önümüzde tutuyorduk. Elimizi göğsümüze koyup, Padişahımızın kutlu mektubunu elimize alıp yanaştığımızda selâm verir biçimde: «Şevketli, azametli, heybetli ve yüce İslâm Padişahı, velinimetim, Sultan oğlu Mehmed Han Hazretlerinin oğlu, Efendim Sultan Ahmed Han Hazretlerinin kıymetli mektuplarıdır.» diyerek eline teslim ettim. Daha sonra Veziriazam'ın mektubunu alıp: «Bu da devletli, saadetli Veziriazam ve Muhterem Damat İbrahim Paşa Hazretlerinin yüce mektuplarıdır.» diyerek, bunu da yine eline verdim. Sözlerime devamla: «Bu iki devlet arasında eskiden beri yürürlükte olan sağlam dostluğu daha da kuvvetlendirmek ve değerli Fransa Kralına olan sevgi ve saygılarını açıkça göstermek için Efendim beni elçilikle gönderdiler.» dedim. Kral, henüz on bir yaşını tamamlayıp on iki yaşına basmıştı. Yüzü oldukça güzel olan Kral sanki elmaslar içinde yüzüyor, altın sırmalı elbiseleriyle de ortalığı aydınlatıyordu. Kendisi cevap vermedi, Lalası olan Mareşal De Villerdi cevap verdi: «Yüce ve değerli Osmanlı Padişahı Hazretlerinin mektuplarından ve elçiliğe sizlerin gönderilmiş olmasından, yüce Kralımız son derece memnun olmuşlardır.»
Sayfa 32 - Tercüman Gazetesi Yayınları, 1001 Temel Eser Serisi.·Kitabı okudu
Anı - Sefaretname
Fransa'da kadınlara gösterilen itibar, erkeklere gösterilenden kat kat fazladır. Bu yüzden kadınlar ne isterlerse yapar ve istedikleri yerlere rahatça gidip gelebilirler, kimse bir şey demez. Meselâ rütbe ve mevkii değerli bir beyzade çok değersiz de olsa bir kadına saygı göstermek zorundadır. Buralarda, daha çok kadınların sözleri geçerlidir. Öyle ki, Fransa'ya kadınların cenneti diyorlardı. Gerçekten de, buralarda kadınlar hemen hiç bir zahmet ve güçlük karşısında değildirler. Her türlü istek ve arzuları vakit kaybedilmeden hemen yerine getirilirmiş.
Sayfa 18 - Tercüman Gazetesi Yayınları, 1001 Temel Eser Serisi.·Kitabı okudu
Anı - Sefaretname
Biz bunları seyrederken, Kral, eline aldığı bazı mücevherleri elimize verip bize gösteriyordu. Bu sırada Lala Mareşal Kral'a sordu: "Bu mücevher kimindir?" Kral, "Kimin olsa gerek, elbette benimdir!" diye cevap verdi. Mareşal, "Yok, bunlar senin değil, tâcındır" dedi.
Sayfa 41 - Tercüman Gazetesi Yayınları, 1001 Temel Eser Serisi.·Kitabı okudu
Anı - Sefaretname
Fransa'ya ayak basışımızdan beri birçok şehir ve kaleye uğruyorduk. Bunların hemen hepsinde, ta bir saatlik mesafeden atlılar karşılıyor, şehre girince de misafir kalacağımız eve gelinceye kadar alaylar düzenliyorlardı. Halk, vilâyet konsolosları ve şehrin ileri gelenleri ellerinde meyve ve şekerlemelerle gelir, gelişimizi kutlarlardı. Kadın ve erkeklerden oluşan halk, şehir ve kale yollarında öyle büyük kalabalıklar meydana getiriyorlardı ki, ben çoğu zaman, gideceğimiz şehrin hemen bütün insanları buraya toplanmış, şehirde hiç kimse kalmamış sanırdım. Misafir kalacağımız eve girdiğimizde de bizi görmek isteyen halkın hücumu o şekilde olurdu ki, çoğu zaman halkın hücumunu askerler bile önleyemezlerdi. Zaman zaman karışıklıktan sıkışıp feryat edenler bile olurdu.
Sayfa 25 - Tercüman Gazetesi Yayınları, 1001 Temel Eser Serisi.·Kitabı okudu
Anı - Sefaretname