80'li yıllardı.
Fransa'da Cannes Film Festivali vardı.
Türkiye'den Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli gibi isimler de oradaydı.
Sabah saatleri bir cafede oturuyorlardı.
Masaları kalabalıktı.
Türkiye'den gazeteciler de yanlarındaydı.
Önleri cadde, kumsal ve denizdi.
Caddeden bir adam geliyordu.
Sağa sola sallanarak geliyordu.
Sarı sakallı, yırtık ceketliydi.
Gözleri baygın baygındı.
Belli ki, zil zurna sarhoştu.
Bir berduştu.
Zaten alkol kokusu etrafa buram buram yayılıyordu.
Berduş bizimkilerin masasına yanaştı.
O arada Yaşar Kemal elini cebine atıp,
yüklü bir bahşiş verdi.
Berduş "merci" dedi.
Masadaki gazetecilerden biri berduşa Fransızca sordu.
"Mösyö'yü tanıyor musunuz?"
Berduş, boş boş bakınca gazeteci
"Yaşar Kemal" diye ekledi.
Berduş sanki o an ayılmıştı.
Yaşar Kemal'e hayranlıkla baktı ve ağzından
şu sözler çıktı.
"Mehmet le bandit"
Yani "Eşkiya Mehmet"
İnce Memed.
YAŞAR KEMAL (28 Şubat 2015)
Ölüm Yıldönümü Anısına Saygıyla