Sürekli değişen bir gündemimiz var. Haliyle, üzerine uzun uzun konuşulması, tartışılması gereken sosyal meseleler, bir iki gün bile doğru dürüst tartışılamadan gündem değişiyor. Üstelik öyle acı şeyler yaşanıyor ki, bazen insan bu yaşananların etkisiyle önceki konulara dönüp odaklanamıyor.
Asgâri ücret tartışmaları da bir iki gün tartışıldı ve geçildi. Ama bu konuyu değerlendirenler de bunu bir "hak" düzeyinde ele almıyor, "insan şeref ve haysiyeti" temelli bakmıyor. Hep iktisât temelli analizler yapılıyor.
Bu sene kaybettiğimiz Prof. Dr. Hasan Fehim Üçışık, asgâri ücretin yalnızca işçinin bireysel zorunlu giderlerini değil, ailesiyle birlikte insan şeref ve haysiyetine yakışır bir yaşam sürme hakkını güvence alt alacak şekilde belirlenmesi gerektiğini savunmaktaydı. Yukarıdaki pasaj da onun "Ülke Sorunları ve Çözüm Önerileri" (İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2023, s. 49) kitabında yer almaktadır ve konuya dair yaklaşımını oldukça sarih bir şekilde ortaya koymaktadır. Özışık'ın yaklaşımı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile 1982 Anayasası’nın sosyal devlet ilkesine dayanmakta; asgâri ücretin salt bir kimsenin geçimi esas alan dar bir iktisâdî ölçüte indirgenmesini kabul etmemekte, bu tür bir indirgemeciliği gerek anayasal haklarımız ve gerekse insan hakları bakımından sorunlu görmektedir. Üçışık’a göre, aile unsurunun ve bölgesel yaşam maliyetlerinin dikkate alınmadığı mevcut uygulama, eşitlik ve sosyal adalet ilkeleriyle bağdaşmamakta; özellikle büyük şehirlerde çalışan kitleleri yapısal biçimde yoksullaştıran bir netice doğurmaktadır.
Bu vesileyle, yitirdiğimiz hocamızın kıymetli hatırasını rahmetle ve saygıyla anıyor, sosyal meselelerimizin salt siyâsî, iktisâdî, konjonktürel bakışlar haricinde, "hak" temelli, "insan şeref ve haysiyeti" temelli bir bakışla ele alan