• 520 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
    Merhaba kitap severler;

    Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını daha küçük yaşta beynime kodlayarak işleyen bir ailede büyüdüm.Hayatını bildiğim halde farklı yazarlardan okuyup yeni bilgiler edinmeyi seviyorum.

    Fazla söze gerek yok kalemini önericeğim bir kitap ile sizi tanıştırıcağım.Fakat bu kıymetli eserin ilk çıktığı zamanlarda okuduğumdan dolayı içeriğindeki beni etkileyen bir bölüm ile veda edeceğim...Ara ara sizlere kütüphanemde okuduğum kitaplara yer vereceğimi belirtirim.


    #Alıntılar

    "Cumhuriyet fazilettir" diyordu...
    "Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir.Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir idaredir.Cumhuriyet idaresi namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık ise korkuya ve tehdide dayandığı için korkak,alçak,sefil ve rezil insanlar yetiştirir.Aradaki farklar bunlardan ibarettir." diyordu... 29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilan edildi.

    "Mustafa Kemal"in meclisteki teşekkür konuşması beklenenden kısa sürdü.Yıllar sonra nedenini açıkladı...."Diş protezlerimi yeni takmıştım,tecrübe devresindeydi"

    "Gündüz bu haldeydi.Peki ya akşam? 29 Ekim 1923 akşamı burnunda sıcaklık hissetti. Banyoya koştu...Bir süredir böyleydi...Hizmetlileri tembihliydi;kanlı havlu,kanlı yastık varsa kimse görmeden ortadan kaldırılıyordu...Yaverin arkadaşlarından saklanıyordu...
    Doktor demek kısıtlama demekti.Böyle düşünüyordu...Çok işi vardı...İstirahat gibi tavsiyeleri duymak istemiyordu"...


    Sonuçta oda bizden biriydi,hayatı boyunca yaptıkları başarıları ömrü cephelerde geçti.Çok fedakarlık yaptı.Aşklarıyla,zekasıyla hamleleriyle kendine hayran bırakmayı başarırdı...Dünya gelmiş geçmiş en büyük liderlerindendir...

    @kirmizikediyayinevi 'dan çıkan @sozcuyilmazozdil 'ın kaleme aldığı #Mustafakemal isimli imzalı kitabını okudum.

    Kitapla ve sevgiyle kalın...

    Tavsiye Kitap

    #fundaileheryerdeoku
    #heryerdeoku#
    #bookstagram#fyp
  • ms.toprak
    ms.toprak Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine - İnziva Üzerine'yi inceledi.
    65 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Stoa felsefesinin orta direği olarak ifade edilen Seneca'nın bir kitabını daha okudum, bir önceki kitabım gene Seneca'ya ait Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine idi (incelemem için bknz: #120648819). Felsefi okumalar yapmayı genel olarak seviyorum, romanlardaki karakterler gibi felsefi anlatılarda da yazarın karakteriyle tanışıyorsunuz. Ben Seneca ile tanıştım bu iki kitapta, onu ne kadar anlayabildim bana kendini ne kadar ifade edebildi bilemem ama bu kitabında hoşuma gitmeyen 1-2 nokta oldu. Kitapta uyuşukluktan, alınmaktan, kendisine hoş gelmeyen davranışlardan 'kadınsı' diyerek bahsediyordu, uyuşukluk fazlaca alınmak kadınlara özgü bir özellik midir? Bunu özenle açıklamış bir de, hiç yakıştıramadım Seneca'cım sana. Bu kitabında bana fazla alıngan davranışını abarttın gibi geldi. Mutlu Yaşam Üzerine kitabında dönemin insanlarının onun zenginliği ve felsefesine ters düşen davranışlarına karşı eleştirilerini dile getirerek açıklamıştı. Bunu garipsemiştim, eleştirilere bu kadar önem atfetmesi değişik doğrusu. Ne zaman yazılmış olması muallak olsa da bu kitabının Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine kısmında 'ben bilgeyim, sizin söyledikleriniz yaptıklarınız bana zarar veremez boşuna dilinizi elinizi uzatmayın' kokusu aldım. Rahatsız edici bir koku olmuş.
    İlk kısımdaki fikirleri toparlamak gerekirse; Bilgeyi zarar verilemez kılan erdemidir diyor Seneca, onun ruhu kaya gibi sağlamdır. Mutlu Yaşam Üzerine kitabında hazzı açıklarken 'zihin, hazdan güçlüdür' diyordu, bu kısımda bir miktar kafam karıştı; zihnin gücü hazza karşı mücadele ederken ruhun gücü de erdemin karşıtı olan hazza karşı mı mücadele ediyor?
    Bilgeye zarar vermeye çalışan kötülük bilgeye değil yapana zarar verir diyor, çok doğru. Bunu örneklerle açıklamış, şöyle bir örnek vardı: bir adam eşi yerine başka bir kadınla beraber olursa eşine zarar vermiş olmaz, aksine kendine zarar verir. Bu kitapta kötülük kavramının açıklaması daha detaylı idi, bilge- erdem- kötülük bir üçgen yaratmıştı diyebilirim. Kötülük'ü bilgeye hakaret olarak gördüğü için bu konuda bir şey demeyeceğim.
    İkinci ksım, İnziva Üzerine kısmı(sadece 15 sayfa) daha akıcı idi, bu kısımda yaşamı üçe ayırıyor: haz ile geçen yaşam, temaşa ile geçen yaşam ve eyleme adanmış yaşam olarak. Temaş'aya yani seyre dalarak düşünme, derin düşünceye dalma ulaşmak'tan bahsediyor. Bu konuda da tam emin olamadım, sanırım düşüncelere dalmak derken bu konuda her düşünceye dalmayı temaşa olarak kabul etmiyor. Tekrar ifade etmekte yarar var; stoa felsefesi konusunda bu felsefenin kurucularından Zenon'a, Marcus'a ve nice bilge sahibi insana ait okumalar dinlemeler yapma(k)m gerek. Bir sonraki kitabımı buna uygun olarak Stoa felsefesinin imparator filozofu Marcus Aurelius'a ait Kendime Düşünceler'ini seçtim, okumaya öğrenemye keşfetmeye devam! Durmak yok yola devam modunda bir son oldu, 2021'in 14.kitabına uygun oldu bence.
  • ms.toprak
    ms.toprak Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine'yi inceledi.
    104 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    2021'in 13.kitabı geldiii: Stoa felsefesi üzerine okumalar yapmaya devam ediyorum. Bu alanda okumak istediğim 2 kitap daha var. Felsefeyi enine boyuna öğrenmek için güzel bir başlangıç kitabı olabilir: Seneca- Mutlu Yaşam Üzerine- Yaşamın Kısalığı Üzerine. Yazarın bize anlatmak istediği bildiği, kafasında tasarladığı düşünceler var. Bunları anlatmak için Roma tarihinden ve bizimkiler diye bahsettiği Stoa felsefesi felsefecilerinden örnekler veriyor. Kendisine yapılan zengin stoa'cı bilge eleştirisine de cevap veriyor, bu konu onu oldukça yaralamış olsa gerek. Zenginliği hak kavramı üzerinden açıklıyor, insanın sadece kendi hakkını alması olarak anlatıyor. Hiçbir fakir -ki ne anlamda fakir diye de sorguluyor tam bu noktada- gelip zenginden ona ait olmayan bir şeyi aldı diye suçlayamaz diyor. Farklı bir bakış açıcı bu konuda, dikkatli bir okumayla anlaşılır bir kitap.
    Kitapta yaşam, zaman, bilgelik, zenginlik, meşguliyet, inziva, haz, erdem, mutluluk gibi hayatımızdaki temel kavramları incelemiş. Bana yeni bir ufuk gösterdi Seneca; erdem ve hazzı birbirinin zıttı olarak tanımladıktan sonra erdem ile hazza ulaşabileceğimizi ancak 'en yüce iyi' yolunda erdemlerimizle ulaşırken haz gibi 'en yüce iyi' ile alakası olmayan bir şeyin bunu bozmaması gerektiğini anlattı. Mutluluk için 'en yüce iyi' için çabalamalıyız, gözümüzün önü bağlı gibi etrafımıza çarpmadan bu pek mümkün değil ancak çabalamadan hedef uğruna emek harcamadan buna ulaşamayız. Hazlarımız için değil hedeflerimiz için çabalamalıyız. Zamanımız bunun için var, zamanı anlamlı kılan da 'en yüce iyi'e ulaşmak için harcadığımız çabalar, harcadığımız zaman. Dönüp baktığımızda boşa geçmediğini, yaşamın kısacık olmadığını anlamamızı sağlayacak çabalar. Bununla ilgili kitabın sonunda bir örnek vardı, 90 yaşına gelmiş sarayda görevli biri -Turannius- görevden alınınca yataklara düşüyor, yasa boğuluyor. Yaşamının son günlerini dahi meşgul geçirmek istiyor, isteğine de ulaşıyor ölüm yokmuşcasına çabalıyor, cenazesi için, sonrası için planlar yapıyor. Senca bu gibi insanlara erken yaşta ölen insanlar ve çocuklar gibi zamanın adeti olan gece cenaze töreni yapılması gerektiğini söylüyor. Haklısın Seneca, çok haklısın.
    Durup kendinizi sorgulamanızı sağlayacak bir eser; Meşguliyetim ne için? Zamanımı ne için harcıyorum? Hazlarım neler, erdemime ulaşmaya ne kadar yolum var? 'En yüce iyi'e ulaşmak için neler yapıyorum?..
  • 222 syf.
    ·4 günde·7/10 puan
    Okuması oldukça zor bir yazardan bir roman: Döşeğimde Ölürken. Gerek yazım tekniği olsun gerekse anlattıkları olsun kavraması oldukça güç. İçimizde, zihnimizde zaman-mekan dikkate almadan nasıl düşünüyorsak, düşlüyorsak, bunların yazıya dökülüşüdür… Buna da bilinçakışı tekniği diyoruz edebiyat literatüründe…
    Yazdım ya, okuması en zor yazarlardan biri William Faulkner, Döşeğimde Ölürken kitabına dair bir şeyler yazmaya sabah sabah döşeğimde başladım, düşümde devam ediyorum. Kitap, bir yol macerası aslında, ABD’nin güneyinde plantasyon çevresinde geçiyor, kırsal bir yaşam… Bir aile söz konusu. Bundren ailesi… Aileden ölümü yakın olan ya da ölen bir annenin vasiyeti üzerine, beni türkülerle gömün, beni memleketime gömün demesi… Anne öldü, anne ancak öldükten sonra sesini duyurdu. Ee ortada bir vasiyet var, çocuklar her ne kadar ne yapsak ne yapmasak ikilemine düşse de baba da biten son söz, vasiyeti gerçekleştireceğiz, anneyi istediği yere gömeceğiz. Tabii cenaze arabası haliyle yok, imkan yok, uzun bir yol, bir kağnı hikayesi gibi, uzaktan uzakta ölü taşımak… Bu süreçte karakterlerin zihninden geçenleri okuyoruz aslında. 15 farklı anlatıcı var, bölüm bölüm, çoluk çocuğun zihninden geçenleri biz tahayyül etmekte zorluk çeksek de yapbozu tamamlamak oldukça zor oluyor.
    Bundan sonraki William Faulkner okuması, yeter artık okuyayım dediğim, Ses ve Öfke olacak.
  • 128 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
    Kitabı elinize almanız ile okuyup bitirmeniz bir olacak. Dostoyevski’deki Raskolnikov iç çözümlemesine benzer kitapları sevenler için de ayrıca ilgi çekici olacağını düşünüyorum. Kendimizi bir kez daha sorgulamamız gerekecek eğer kalıplarla yaşıyorsak. Belki de bütün dünyadaki insanların ortak sıkıntısı buydu...