Daha ben anlatmadan anlayan biri lazımdı.
O yüzden seninle evlendim.
Zaten anlatsaydım, Herkes anlardı.
Daha ben sana anlatmadan,
Sen beni anlıyordun.
Sanırım bütün mutluluğumuzun sırrı buydu.
Seni o yüzden çok seviyorum.
“Sühan onu ilk gördüğünde yalnızca gülüşlerini beğenmişti. Uzunca bir süre böylesi güzel gülen birine rastlamanın sevincini yaşamıştı. ‘Şu hasta dünyayı iyileştirecek kadar güzel gülüyor.’ demişti bir arkadaşına. Ama bunu Hayal'e hiçbir zaman söylemedi. Sıradan bir iltifat olarak kabul eder diye korkmuştu. Aslında güzel güldüğünün, Hayal'in kendisi de farkındaydı ama bunun (Sadece gülüşünün değil, bizzat varlığının) Sühan'daki karşılığının ne olduğunu bir türlü kestiremiyordu. Sühan'ın derin ve karanlık bir kuyuyu andıran bakışlarıyla ne zaman karşılaşsa, onun üzerine ne zaman düşünse kafası karışıyor, bu karışıklıkla daha fazla düşünüyor ve fark etmeden ona daha çok bağlanıyordu.”