Korku, nitelemesi nasıl yapılırsa yapılsın, neticede “korkulan”a bir alâka ve tâbiyet belirtir. İmam-ı Gazâlî Hazretlerinin “İnsan kendi varlığına olan sevgisinden dolayı Rabbini sever!” buyurması, nereden ne’ye hem aşk ve hem de korkunun süje ve objesini çerçeveler... “Nefsini bilen, Rabbini bildi!” hadîsi, hem aşk ve hem olunması gerekeni, hem korku ve hem de korkulması gerekeni mutlak olarak gösterdi.
Allah Resûlü, “Hûd Sûresi beni ihtiyarlattı!” buyuruyor; Hûd Sûresi’nde istikamet emredilmiştir. İstikamet, adalet-muvazene, tâbiyet, iç içe kavramlar hâlinde, yine birbirini davet eden “aşk” ve “korku”ya dair keyfiyet ve meselelerdir. Aşkın hedefi Allah, korkular bütün çeşitleriyle O’nun karşısında duyulması gereken aczin ihtarı hâlinde O’ndan, neticede korku duyulması gereken aslında sadece O’dur. “Ben”den başlayarak, ruhî ve fizikî hiçbir empoze edeni görmezden gelmeksizin gerçekleştirilecek soylu bir tecridde netice buraya çıkar.
2. Basım: 2022, 4. Levha, DİL VE ŞÜBHE, PERDE - KORKU - KELÂM, İBDA Yayınları