a

Askeri-Siyasi

2 üye
Takip
Kasetleri elden ele dolaşan, alabildiğine keskin ve radikal şarkılar söyleyen ozanlardı bunlar: 1 Mayıs sabahı güneş doğarken Akın akın gelen yiğitlere bak Boynunda tasması ağzı salyalı Koç yiğide üren boz itlere bak...
Sayfa 138 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Askeri-Siyasi
İnsanların en namussuzu kimdir bilir misin? Herkes toprağı için cephelerde dövüşürken düşmana arkasını dönüp kaçandır. Düşmanların düşmanı da budur, namussuzların namussuzu da... Yani asker kaçaklarıdır.
Askeri-Siyasi
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öldürmeye, Asker Olmaya ve Bir Sisteme İtiraz Edenler: Vicdani Redçiler
Vicdani red, askerlik hizmetini yapmayı reddetmek anlamına gelir. Askeri eğitimin erkeklere itaati öğretmeye dayalı bir süreç olduğunu ve bunun kaçınılmaz olarak direnişle karşılaşabileceğini dikkate alarak askerlik yapmak istemeyenler için aşağılanmadan vatandaşlıktan çıkarılmaya kadar birçok imkandan yoksun bırakılması gibi tedbirler geliştirildiğinden bahsetmiştik. Askerlik yapmaya direniş biçimleri cepheden firar etmek, kendini hasta etmek ve sakatlamak, düşman tarafa geçmek, intihar etmek şeklinde gerçekleşebilmektedir. Ya da erkekler, belirli nedenlerden ötürü silah taşımayı ve cepheye gitmeyi daha başından reddederler. Askerlik hizmetinin bir parçası olmayı reddetmenin uzun bir geçmişi vardır. Vicdani reddin beyanı zorunlu askerliğe dayalı modern orduların örgütlenmesi ile ortaya çıkmış ve bir o kadar da problemli bir konu haline gelmiştir. Konuyu problemli hale getiren önemli etmen de vicdani reddi temellendiren ilkenin ahlakî ya da politik olmasıdır. Yani, reddin bireyin öznel tanımına dayalı bir değerin ifadesi mi yoksa zorunluluğun meşruluğuna dayalı bir itirazın ifadesi mi olduğuyla ilişkilidir. Bu iki nedeni biraz açmak, militarizme yönelik bir itirazı kapsayacak vicdani red edimlerini antimilitarist eylemlerle bağlama açısından önemli ve gereklidir. Bir âhlaksal tutum olarak vicdani reddin köklerine 16.yy'da Protestan Kilisesi içerisindeki Menonitler, Baptisler, Quakerlar’ dan örnek verilebilir. Bu gruplar dini gerekçelerden dolayı silah taşımayı reddetmişler; dinin yasakladığı öldürme ya da şiddet kullanmaya ilahi bir yasaya itaat adına itiraz etmişlerdi. Bu durumda âhlaksal bir tutum olarak vicdanî red, bireyin kendi “iyisini”, âhlaksal bütünlüğünü ve değerini korumak adına bireyin bütünlüğü ile çelişen bir kural karşısında aldığı tavır, bu kural
Sayfa 277 - Dipnot Yayınları·Kitabı okudu
Askeri-Siyasi
Kamp Hizmetçileri
Enloe, bu farkındalığın kadınlara bir artı getirmediğini belirtiyor. Ordu, savaşın açlıkla, hastalıkla, yoksullukla yaşamlarını şekillendirdiği bu kadınları, bir yandan erkeklerin ihtiyaçlarını karşılamak için kullanırken, diğer yandan da hedeflenen erkek kimliğine ters düşecek bir özgür kadın imgesi yaratmayacak şekilde, bu kimliğe marjinal kaldıklarını belirterek kontrol etmektedir. Ölme ve öldürmenin, silah kullanmanın yüceltildiği ve erkekliğin bu beceriyi gerektirdiğinin vurgulandığı bir mekanda, askerlerin çamaşır, bulaşık yıkaması, dikiş dikmesi, aşılanmak istenilen erkek kimliğine ters düşmekte ve kadınla özdeşleştirilen işler olarak bunların askerde çelişki yaratacağı düşünülmektedir. Bu sebepten, kamp hizmetlileri olarak bu kadınlara, askerlerin kendilerine dair algılarını sarsmayacak, zamanlarını alacak işleri onlar adına yaptıkları; bu işlerle erkekleri öfkelendirmedikleri, oyalamadıkları, savaş sırasında yaşam koşullarını kolaylaştırıp askerleri memnun ettikleri sürece izin verilir ve kadınların birlikleri takip etmeleri onaylanır. Örneğin Enloe, I.Dünya Savaşı sırasında İngiliz birliklerine, askerlere içki satan kadınların, hangi sınırlarda yürüyebilecekleri, nerelerde içki satabilecekleri, nerelerde satmamaları gerektiğine hep ordu çıkarları ve amaçları doğrultusunda karar verildiğini belirtiyor.
Sayfa 105 - Dipnot Yayınları·Kitabı okudu
Askeri-Siyasi
Askeri Eğitim Süreci / Aşağılama
Askerlik, kendi işlevine uygun ve işleyişini kolaylaştıracak hegemonik erkekliği, hizmete alınan erkeklerde inşa etme pratiğidir. Hegemonik erkeklik değerleri, daha önce de belirtildiği gibi, diğer erkeklik ve her türlü kadınlık değerlerine karşıt bir ilişki üzerinden kurulur ve bu değerler, hegemonik erkeklik ile ilişkileri üzerinden tanımlanır. Savaşçı kimliğin özelliklerini yüceltmek, daha fazla belirginleştirmek için, karşıt ilişkide bulunduğu diğer değerlerin de aynı derece de dışlanması, değersizleştirilmesi gerekir. Bu yüzden ordu, kadınları ve kadınlığı, erkek ve erkeklikten en çok ayıran kurumdur. Askerlik hizmeti de ikili karşıtlıkları en katı ve keskin şekilde vurgulayan bir pratiktir. Erkeklerden istediği kadarını almak ve ihtiyacı duyduğu kadarını yerleştirmek isteyen askeri eğitim; işe, adaylarda oluşabilecek isyan ve saldırganlığı yok ederek başlar. Öncelikle, "gerçek bir erkek" olmadıklarını hissetmeleri istenir ve bunun içinde 'kadınsılığa' başvurulur. Acemilere genelde, "sürtük", talimlerde başarısız olanlara "fahişe" veya "küçük hanım" gibi, bazen de sadece "sen bir kadınsın" şeklinde "alaycı" ifadeler kullanılır ve kendilerini erkek hissetmeleri zorlaştırılır. Ayşegül Altınay da acemilere, çoğu kez kadın isimleri ile hitap edildiklerini söylüyor: "Askeri eğitimde 'kadın gibi olmak' sıklıkla kullanılan bir hakaret biçimi. Örneğin, 30 yaşlarda bir erkek bana, mutfakta çalışan arkadaşlarının komutan tarafından kadın isimleri ile çağrıldıklarını işittiğinde yaşadığı şaşkınlığı anlattı. Hepsine, "adın ne" diye soruyordu, asker cevap verdi, "Hayri, Komutanım." Komutan, "Hayır, senin adın Ayşe, seninki Zeynep, ....Semra... " Sonra bütün bulaşıkları yıkamalarını emretti." "Fahişe", "sürtük" gibi kelimeler ise başarısız, zayıf, olgunlaşmamış bir erkeği ima
Sayfa 77 - Dipnot Yayınları·Kitabı okudu
Askeri-Siyasi
Aşağılama / Devamı
Kaçınılması gereken kadınlık sınırları keskince çizilip, bu aşağılamalara maruz kalan erkeklerin, değersiz bir "öteki" olarak kadına nefret duymaları sağlanır. Böylece, eşitsiz cinsiyet ilişkileri militarizme eklemlenerek kadınları yoksun, yönetilmeye muhtaç gören bakış açıları pekiştirilir. Bu tabi ki, hegemonik erkeklik değerlerinin yerleştirilmesi için son derece gerekli bir aşamadır. Çünkü bu taktik ile otoriter bir komutan karşısında acemi askerler, kendini güçsüz, beceriksiz hissederler ve acizlik hissi, askerde, karşısındaki otoriter örneğe benzeme ihtiyacı doğurur ve bu arzu da komutandan gelecek her türlü emirlerin kabul edilmesini kolaylaştırır. Bu strateji ile bütün kimliği sökülen askerin bedeni "hegemonik erkekliğin" giydirilmesi için hazır hale gelir. Ancak, bu durum erkekliğin tam kazanımı ve itaatin sağlanması için yeterli değildir, çünkü inşa edilmeye çalışılan suni bir kimliktir ve her türlü doğal duygu ve tepkiler bu kimlik için bir tehdit oluşturur. Bu yüzden erkeklerde hegemonik erkeklik değerlerine sahip olma arzusunu yaratmanın dışında her birinin içindeki doğal duyguların da yok edilmesi gerekir.
Sayfa 78 - Dipnot Yayınları·Kitabı okudu
Askeri-Siyasi