a

Aura

2 üye
Takip
Aura'nın Temel Anlamları: Enerji Alanı: Vücudu saran elektromanyetik bir alan olarak tanımlanır. Ruhsal Yansıma: Kişinin duygusal, zihinsel ve fiziksel durumunu gösteren bir ışık veya renkler bütünüdür. Atmosfer: Bir yere veya kişiye eşlik eden hissedilen atmosfer veya etki. Özetle: Aura, bir varlığın yaydığı varsayılan, görünmez ve renkli enerji tabakasıdır.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Aura
Aura
Daha bir kaç yıl önce güzel olan ilgi çekiciydi farklıydı çünkü bir çekim enerjisi vardı ... Şimdi ise herkes güzel herkes aynı . Güzelliğin sıradanlığı ... Birini farklı kılan aura oldu ... Artık farklı enerji güzel enerji ilgi çeker oldu ... Bir insanı güzel kılanın aslında dış görünüş olmadığını insanlar kanıtladı.ENCENC
Aura
Reklam
İnsanın Aurası
Artık, auranın tam olarak ne olduğunu anlayacak kadar bilgi edindik. Aura, bilincin dört dünyasında aynı anda var olan insanın kendisidir ve insan ne kadar gelişkinse bu dün yalardaki faaliyeti o denli başarılıdır. Aura, bilincin taşıyıcı sı olan bu dört bedenin toplamıdır. Başka bir deyişle insanın form-yanıdır. Aurayı insanı çevreleyen bir sis veya çember yerine bedenlerin birleşimi olarak tasavvur etmeliyiz. Bu bedenlerden en üstünleri sadece İnisiyelerde gördüğümüz, sezgisel dünyadaki karşılığımız olan ruhsal bedenlerdir. Manadata'nın (Atman) canlı ateşi bu bedenlerde yanar. Ruh sal bedeni, kişinin evi olan üst mental dünyaya ait vesile be deni takip eder. Sonrasında alt mental dünyanın mental bedeni, astral be den, eterik ve kaba beden sıralanır. Bu bedenlerden her biri adını taşıdığı dünyanın maddesinden yapılmıştır. Bir okül tist, insanın tüm bu bedenlerden meydana geldiğini görebi lir. İnşa edildiği ayrı maddeden dolayı her birini tanıyabilir ve bu bedenlerin gücüne bakarak kişinin ulaştığı gelişim dü zeyini okuyabilir. Üst seviyeli görme gücüne ulaştığımızda tüm bu bedenleri ve işlevlerini görebiliyoruz. Fiziksel bedeni diğer bedenlerin ortasındaki yoğun bir madde olarak, diğer bedenleri ise ona nüfuz eden ve kuşatan bedenler olarak gözlemliyoruz. Hislerin taşıyıcısı olan ve alt düzey arzular­ la, hırs ve şehvetle dolu olan astral beden, fiziksel bedenin hemen üzerindedir. Kişinin arınma derecesine göre renk ve yoğunluk olarak değişir. Birilerinde daha kaba iken gelişimi ilerlemiş diğer bazı kişilerde daha narindir.
Aura
Kutup yıldızının efendisi olan Druva'nın yönetimi altındadır. "Ve kutup yıldızı, Yüce Nefesin bir gününde güneşin doğu mundan alacakaranlığın bitimine dek keskin gözlerle onu gözetler."24 Aslında bu yer, sakinlerini almaya hazır olarak yeryüzüne çıkarken harika bir bahar iklimine sahiptir. Son ra Dünyanın yöneticileri olan Efendilerin sesleri yankılanır. Bilgelik Kitabı bu1 konuyu çok güzel sözlerle anlatmıştır: "Yüce Baş melekler25 Ay'ın Efendilerini havai bedenleriyle çağırdı lar: 'Kendi doğanızdan olan insanları yaratın. Onlara kendilerine ait içyapıları verin. O, dış formlarını inşa edecektir. Onlar erkek ve kadın olacaklardır. Ve ateşin efendileri...' Ve onlar dağıldılar, her biri kendi görev yerine gitti. Sayıca yediydiler, her biri ken di alanında. Ateşin efendileri geride kaldılar. Gitmek istemedi­ ler, yaratmak istemediler. İradeden doğan, yaşam veren Ruh'tan esinlenen yedi baş, kendinden insanlar ayırdılar, her biri kendi alanında. Yedi kez yedişergölge doğdu, gelecekteki insanların; her biri kendi renginde ve kavminde; her defasında babasından aşağı da. Kemiksiz babalar kemikli varlıklara hayat veremezdiler. On ların nesli Bhuta'ydı; şekilsiz ve bilinçsiz varlıklar. İşte bu yüzden onlara Chaya (gölge, suret) adını verdiler.''
Aura
Dördüncü tur Bir sonraki (dördüncü) turda eterik bedenli Barhishad atalar, insanın ilk harika örneklerini A gezegenine getirirler. Yedi ırkın hepsini indirirler. Parlak ışımaları ve güzellikle riyle dikkatleri çeken Altıncı ve Yedinci ırka bakarak, gelece ğin gelişmiş ırkları ve turları hakkında bir fikre varabiliriz. 156 Annie Besant Bunu müteakip dördüncü gezegen (Dünya) üzerinde gelişe cek olan formlar inerek yoğunluklarını artırırlar. Ve artık nihayet bildiğimiz bir dünyada bildiğimiz bir realitedeyiz. Uzay zaman ve boyutlarda uzunca bir süre do landıktan sonra yere ayak basıyoruz ve derin bir rahatlama nefesi alıyoruz. Dünyaya geliyoruz; bugün onu bildiğimiz şekliyle olmasa da, tüm diğer gezegenlerden daha yakın bul duğumuz bizim dünyamıza. "Yuvamıza" geldikten ve biraz dinlendikten sonra etrafı mıza bakınalım. Dehşet fırtınaların estiği garip bir dünya burası. Yer sarsıntıları sanki dağları yere indiriyor. . . Yanar dağlar tonlarca lavı yükseğe fışkırtıyor. Devasa dalgalar yer yüzünü yalıyor, kayaları söküyor, dağ kadar büyük kütleleri oyuncak gibi havaya savuruyor. Her yerde ateş yanıyor; hor tumlar, fırtına ve tayfunlar, ne var en yoksa silip süpürüyor. Atmosfer, canlı hiçbir varlığın yaşayamayacağı kadar elveriş siz. Yeryüzünün bu durumu bir dereceye kadar İlk turu andı rıyor. Maddenin yoğunlaşmasıyla birlikte gürültü düzeyi de artmış bulunuyor. İlk turdaki parlayan güçlü ateş burada da var. Bu doğa felaketleri kesintisiz olarak 20 krok (200 milyon yıl) boyu sürer, daha sonra periyodik hale gelerek uzun za­ man dilimlerinden sonra yeniden alevlenir. Ve bu imkansız ortamda, tüm bu sürede, Atalar orada bulunmayı sürdürür. D gezegenindeki Dördüncü' turun başlangıcı atıldıktan sonra doğa varlıkları sayısız yıllar boyunca mineral, bitki ve alt hayvan formları
Aura