Toplumumızda var olan "Baba çocuğuna fazla yaklaşmaz, onu çok fazla sevemez. Severse şımartır, sonra söz geçiremez." anlayışı ne yazık ki babaların oğullarına mesafeli olmasına sebep oluyor.
Erken yaşlarda temeli sağlam atılmayan her ilişki sonradan sağlıklı bir şekilde gelişemiyor. Okul öncesi dönemden başlayarak çocuğuyla güvene dayalı bir ilişki, sağlıklı bir diyolog kuramamış bir babanın sonraki yıllarda pat diye bu eksiği kapatması oldukça zor oluyor. O nedenle bu kitabı okuyan babalara özel bir çağrım var: Yukarıdaki verileri değiştirmek bizim elimizde! Biliyorum, bizler babalarımızdan çocuk yetirme konusunda çok şey öğrenemedik. Önümüzde etkin babalık yapmış, çocuğuyla daha doğuştan ilgilenen, onun altını değiştiren, yemeğini hazırlayan, anne olmadan çocuğuyla birkaç saat değil, birkaç gün geçiren baba rol modelleri çok az. O nedenle hepimize çok iş düşüyor. Bu aile albümünü değiştirmek, orada babalara yer açmak mümkün.
Çocuğuna hiç kitap okumayan ya da "nadiren" okuyanların oranı yüzde 46. Yani Türkiye'deki babaların neredeyse yarısı çocuğuna hiç kitap okumamış. Hal böyle olunca da ortaya oldukça sıkıntılı bir manzara çıkıyor: Çocuklar babalarıyla oldukları ortamlarda televizyon bağımlısı, kitapsız, masalsız, hayalsiz bir şekilde yetişiyorlar.