Şu an ebeveyn olmaya hazırlanırken okuduğum en güzel kitaplardan biri diyebilirim Yetişin Çocuklar için. Daha ilk sayfalardan itibaren insana “yalnız değilim” hissini veren, parmak sallamadan yol gösteren bir kitap. Ne ideal anne-baba olma baskısı kuruyor ne de “şöyle yapmazsanız çocuğunuz mahvolur” korkusu yayıyor. Aksine, sakinleştiriyor.
Selçuk R. Şirin’in dili çok tanıdık. Akademik bilgiyi hayatın içine çekip, sanki karşınızda sizi anlayan biri varmış gibi anlatıyor. Okurken sık sık durup “evet ya, ben de tam olarak bunu hissediyorum” dediğim anlar oldu. Kitap, çocuğu yetiştirmekten çok, ebeveynin kendini fark etmesiyle başlıyor aslında. Çünkü çocuk yetiştirmenin, önce kendimizle yüzleşmek olduğunu hatırlatıyor.
En sevdiğim yanı, her çocuğun tek ve biricik olduğunu vurgulaması. Karşılaştırmaların, yarışların, sürekli daha fazlasını istemenin ne kadar yorucu olduğunu sade bir şekilde anlatıyor. “İyi bir çocuk” yetiştirmekten çok, “iyi hisseden bir çocuk” yetiştirmenin peşine düşüyor. Bu da insana hem umut hem de cesaret veriyor.
Kitap boyunca mükemmel olmamız gerekmediğini, ama ilgili, tutarlı ve şefkatli olmamızın çok şey değiştirdiğini görüyoruz. Küçük temasların, kurulan bir cümlenin, dinlenildiğini hissettirmenin ne kadar büyük etkiler bıraktığını fark ediyorsunuz. Özellikle çocukluk ve ergenlik arasındaki bağın ne kadar hassas ama bir o kadar da güçlü olduğunu anlatan bölümler beni çok etkiledi.
Yetişin Çocuklar, bana göre bir “nasıl yapmalıyım?” kitabı değil; daha çok “nasıl daha farkında olabilirim?” kitabı. Anne-baba olmaya hazırlananlar için olduğu kadar, kendi çocukluğuna dönüp bazı taşları yerine oturtmak isteyenler için de çok kıymetli.
Bu kitabı bitirdiğimde içimde şu duygu kaldı: Çocuk büyütmek zor, evet… ama doğru soruları sormaya başladığında o kadar