Tanrı Kâbil'e Hâbil'in nerede olduğunu sorduğunda,
Kâbil öfkeli bir biçimde başka bir soruyla yanıt verir:
'Ben kardeşimin bekçisi miyim?'
Yüzyılımızın en büyük etik felsefecisi Emmanuel Levinas'ın yorumu şudur: Öfkeli Kâbil'in bu sorusuyla birlikte her türlü ahlaksızlık başladı.
Elbette ben kardeşimin bekçisiyim ve ahlaklı bir kişi olmak için özel bir sebep aramadığım sürece ahlaklı bir kişi olurum ve öyle kalırım. Kabul etsem de etmesem de kardeşimin bekçisiyim, çünkü kardeşimin iyiliği benim ne yaptığıma ve neyi yapmaktan geri durduğuma bağlıdır..."
"
Kolombiya'nın yaşlı bilgelerine göre,
Âdem ve Havva siyahtı, çocukları Hâbil ile Kâbil de siyahtı.
Kâbil kardeşi Hâbil'i bir sopa darbesiyle öldürünce Tanrı'nın öfkesi gümbürdedi.
Tanrı'nın öfkesi karşısında katil korkudan ve suçu yüzünden soldu.
O kadar soldu ki, ömrünün sonuna kadar beyaz kaldı. Biz beyazlar, hepimiz Kâbil'in çocuklarıyız."