Deneysel çalışmamız başladığından bu yana, hatta bir araştırma
grubunu resmen oluşturmamızdan önce bile, araştırmamızın doğası
hakkında hatırı sayılır bir karışıklık söz konusu olmuştur.
Doğa bilimlerinin temel düşünce fikirlerini Platon'un Olimpik çayırlarından indirmek ve onların dünyasal bağlarını açığa çıkarmaya çalışmak neden gereklidir? Cevap şudur: Bu fikirleri bağlı bulundukları tabulardan kurtarmak ve böylece kavramların, ya da fikirlerin oluşumunda daha büyük bir özgürlük elde etmek için. Bu eleştirisel kavramı herkesten önce D.Hume ve E.Mach getirmiştir.
Elektrodinamiğin gelişiminden önce elektrostatiğin yasaları, elektrik yasaları olarak görülürdü. Bugün biz elektrik alanlarının ancak, ki aslında gerçeğe uygun değildir, elektriksel kütlelerin birbirlerine ve bir koordinat sistemine göre durağan oldukları durumlarda, elektrostatik yasalardan çıkartılabileceğini biliyoruz. Bu nedenle elektrostatiğin elektrodinamikteki Maxwell alan denklemleriyle çürütüldüğünü söylemekte haklı mıyız? Hiç de değil! Elektrostatik, sınırlı bir durum olarak elektrodinamik tarafından kapsanmaktadır. Elektrodinamiğin yasaları, alanların zamana göre değişmediği durumlarda elektrostatiğin yasalarıyle tamamen aynıdır. İçinde kendisinin de sınırlı bir durum olarak yer alabileceği daha kapsamlı bir kuramın doğmasına kendiliğinden yol açan bir fiziksel kuram için bundan daha iyi bir kader olamaz.
İlk belirgin başarı, Öklidyen geometrinin gelişimidir. Ancak, bu geometrinin aksiyometrik biçimi onun deneysel kökenini görmemiz konusunda bizi körleştirmemelidir. Özellikle Öklidyen niteliğiyle birlikte uzayın üç boyutlu özelliği deneysel kökenlidir.