Bir ağacı, bir çiçeği veya bir sokak hayvanını arkadaşınız olarak görünce ona zarar verme ihtimaliniz tümüyle ortadan kalkıyor. Hiçbir insan, sokakta gördüğü başka bir insanı durduk yere incitmez; mesela gidip onun saçını çekmez veya kolunu kırmaya çalışmaz. Fakat bir ağaca düşüncesizce yaklaşıp yapraklarını koparabilir, dallarını kırabilirsiniz. Ağaçlar da insanlar gibi acı çekerler ancak bunu bizim algılayabileceğimiz biçimde gösteremedikleri için onların acı çekmediğini düşünürüz. Bir çiçeği koparmak, bir yaşamı sonlandırmaktır. Fakat bu, doğru. Lütfen çiçekleri koparmayınız!
Bahçenizi bir hobi olarak görmüyorsanız ve oradan elde ettiğiniz gıdalar sizin için bir zorunluluksa, o zaman kimyasal kullanmamak için daha fazla nedeniniz var demektir: Ailenizi zehirlemediğinizden ya da toprağınızın üretim kabiliyetini azaltmadığınızdan emin olmak gibi.
Armut gerçekten de dibine düşer. Onu üreten ağaç için en fazla iyiliği yapacağı yere düşer, orada çürür ve ayrışır. Nihayetinde, toprak besin ağının yardımıyla hem kendisinin hem de ana ağacının her bir hücresini oluşturan on dört mineral besin maddesini, ağacın kök sisteminin hemen üzerindeki toprağa geri döndürür. Düşen yapraklar da öyle.
Su, tohumun içeriğindeki yoğun maddeleri seyreltmek için içeri girer. İmbibisyon, bir tohumun içinde atmosferik basınçtan 1.000 kat daha fazla ve tek bir tohum şişerken bir kayaçta çatlak açmasına yeterli miktarda muazzam bir kuvvet oluşturabilir.
Kimyasal gübre yapmak son derece yoğun enerji harcayan bir işlemdir. Bu ürünlerin pazara ulaştırılması için de uzun mesafeler katedilmesi gerekir ve bu da karbon ayakizini artırır.