Vatandaş! Benim heykelimi dikme! Eğer ortada, temsil ettiğim, senin de inandığın bir fikir varsa onun âbidesini dik!
Resmimi, evlerin, toplantı yerlerinin, iş ve faaliyet çerçevelerinin ölü duvarlarına asıp ensenle seyretme! Eğer ortada temsil ettiğim, senin de inandığın bir fikir varsa, onun kandilini yüreğine as! Seni kayırdığım, başa geçirdiğim zaman, duyduğun nefsanî haz yüzünden beni öğme! Eğer sen buna lâyıksan, ben bir liyakati yerine getirmek için en tabiî işi yapıyorum demektir. Bu takdirde beni övmek, yüzüme karşı benim aptallığımı ve kendi liyakatsizliğimi haykırmaktan farklı olur mu? Bu işin tam aksini yaptığım, yani seni tepelediğim, aşağılara attığım zaman da bana sövme! Sen eğer buna müstahak değilsen, en kaba nefsanilik bana düşüyor demektir. Bu takdirde bana sövmek, benim açtığım nefsanilik çığırına katılmaktan başka ne olur? Eğer elinde ise, lâyık olmadığın halde seni yükselttiğim zaman bana âsi ol; ve müstahak olmadığın halde seni tepelediğim zaman, sen beni tepelemeye savaş!
Hasılı her işini, bende, hayvana değil insana; şahsa değil fikre inanacak şekilde düzenle! Zira yarın, ruhumdaki hayvanla kalıbımdaki şahıs mortiyi çekip gittiği zaman, inandığın bir fikir olmayınca, arkamdan apışıp kalır ve lif lif çözülür, dağılırsın. Fakat bende inandığın, insan ve fikir olursa, ölümüm sana, kesip attığın tırnak kadar değersiz gelir.