Tek tek kitapları koyarken yerine bütün sessizliği işitip, kitap kokularını tekrar genzine çekiyor Bir an kapatıyor gözlerini belki de hep ve sadece burada olmak istiyor. Zira kitaplar üzmüyor insanı, canını acıtmıyor onlar. Hem ne gariplik var bunda? Ömrü kitapların arasında geçmiş biri elbet en ziyade onları sevecek.
Kimse buralı değil gibiydi ve buralı olmamalıydı zaten kimse. Geçerken uğramalıydı İstanbul'a. Burada ömür geçirmemeliydi insan. Zira İstanbul'da bir gün bir ömre bedeldi ve aklını yitirmek için bir gün yeterdi.
"Tesadüf" dedi, "tesadüf diye bir şey yoktur dünyada. Tesadüf, gafillerin sırra verdiği isimdir. Sırrı bilmeyen tesadüf der ona ancak. Hakikati bilen hakikati görür. Tesadüf, cahillerin ve gönlü körlerin avuntusu..."