d

Ders Notu

3 üye
Takip
"Cehalet bir mazeret değil suçtur."
Ders Notu
Sıdk
Kalbin sıdkı doğru sözlü olmak, amelin sıdkı ihlaslı olmak, niyetin sıdkı ameli arzu etmek (gücün yetsin ya da yetmesin)
Ders Notu
Reklam
1. Asgarî Mertebe: Kalbin Hakkı Tasdik Etmesi ve Nifaktan Uzak Olması Sıdkın ilk ve en temel mertebesi, kişinin kalben hakikati tasdik etmesi ve diliyle söylediği sözü kalbiyle yalanlamamasıdır. Bu, imanın varlığını koruyan asgari doğruluktur. Bir kimse “Lâ ilâhe illallah” dediğinde, eğer kalbi de bu sözü gerçekten kabul ediyor, onu menfaat için söylenmiş boş bir ifade haline getirmiyorsa, bu onda sıdkın en alt fakat en gerekli mertebesinin bulunduğunu gösterir. Böyle bir insan, en azından münafığın düştüğü en büyük afetten, yani dil ile kalp arasındaki kopuştan uzak kalmıştır. Bu mertebenin önemi küçümsenemez. Çünkü imanın özü burada başlar. Kalbi hakikati tasdik etmeyen birinin amellerde sadık olması zaten mümkün değildir. Dışarıdan ne kadar düzgün görünürse görünsün, eğer kalpte gerçek bir tasdik yoksa bütün yapı çürüktür. Bu sebeple asgarî mertebedeki sıdk, tevhid ehli olmanın başlangıç noktasıdır. Kişi burada henüz kemale ulaşmış olmayabilir; amellerinde eksikleri, zaafları ve gevşeklikleri bulunabilir. Fakat yine de onun kalbi, söylediği imanı inkâr etmemekte; dil ile kalp arasında köklü bir çatışma taşımamaktadır. Bu aynı zamanda nifak ile iman arasındaki ilk ayrım çizgisidir. Münafık diliyle ikrar ederken kalbiyle yalanlar; sadık mümin ise diliyle söylediğini kalbiyle doğrular. Bundan dolayı sıdkın bu ilk mertebesi, imanın kapısını açan ve kişiyi nifakın karanlığından ayıran temel eşiği oluşturur.
Ders Notu
Dinin açıkça haram kıldığı bir fiil karşısında "kalbim rahat" iddiası, bu hadisin işaret ettiği ölçünün parçası değildir. Çünkü kalbin huzuru, ancak vahyin çizdiği sınırlar içinde bir anlam taşır; haramı meşrulaştıracak bir iç rahatlığı, kalbin selâmeti değil, çoğu zaman nefsin aldatmasıdır. Dolayısıyla hadisteki yönlendirme, haramı "normalleştirmek" için değil; helâl alan içerisinde doğruyu bulmak ve süpheden uzak durmak içindir. Buna karşılık bir iş aslen helâl ve meşru olabilir; fakat sen o işe yöneldiğinde kalbinde bir sıkaşma, bir tereddüt, bir "içime sinmiyor" hâli oluşabilir işte böyle durumlarda kalbin bu huzursuzluğu, çoğu zaman görünmeyen bir kusura, eksik bir bilgiye, niyetteki bir bulanklğa yahut sonuçları itibarıyla sakıncalı bir yola işaret eder. Bu hâlde mü'min, aceleyle kendini zorlamak yerine, badisin öğrettiği gibi şüphe uyandırandan uzaklaşıp kalbin mutmain olduğu daha temiz, daha açık ve daha güvenli olana yönelir. Bu yüzden "kalbini dinlemek" dediğimiz şey, duyguların peşinden sürüklenmek değil; bilakis helâl dairesinde yürürken kalpte oluşan uyarıyı ciddiye alıp, şüpheyi büyüten yollardan uzaklaşmaktır. Kalp itminana kavuştuğunda insan daha sağlam adm atar; kalp huzursuz kaldığında ise huzursuzluk, çoğu zaman hataya düşmeden önce verilen bir ikaz hükmündedir.
Ders Notu

Ders Notu Konusuna Benzer öneriler

Siyaset798 üye · 31 yeni gönderi
Takip
quotes to myself :d1 üye · 1 yeni gönderi
Takip
h
Halet-i Ruhiye12 üye · 2 yeni gönderi
Takip
Kişinin birisini sevmediği halde seviyormuş gibi yapması sıdka aykırıdır. Sadık insan kalbi ile ameli bir olan insandır.
Ders Notu
Reklam
Reklam