Dinin açıkça haram kıldığı bir fiil karşısında "kalbim rahat" iddiası, bu hadisin işaret ettiği ölçünün parçası değildir. Çünkü kalbin huzuru, ancak vahyin çizdiği sınırlar içinde bir anlam taşır; haramı meşrulaştıracak bir iç rahatlığı, kalbin selâmeti değil, çoğu zaman nefsin aldatmasıdır. Dolayısıyla hadisteki yönlendirme, haramı "normalleştirmek" için değil; helâl alan içerisinde doğruyu bulmak ve süpheden uzak durmak içindir. Buna karşılık bir iş aslen helâl ve meşru olabilir; fakat sen o işe yöneldiğinde kalbinde bir sıkaşma, bir tereddüt, bir "içime sinmiyor" hâli oluşabilir işte böyle durumlarda kalbin bu huzursuzluğu, çoğu zaman görünmeyen bir kusura, eksik bir bilgiye, niyetteki bir bulanklğa yahut sonuçları itibarıyla sakıncalı bir yola işaret eder.
Bu hâlde mü'min, aceleyle kendini zorlamak yerine, badisin öğrettiği gibi şüphe uyandırandan uzaklaşıp kalbin mutmain olduğu daha temiz, daha açık ve daha güvenli olana yönelir.
Bu yüzden "kalbini dinlemek" dediğimiz şey, duyguların peşinden sürüklenmek değil; bilakis helâl dairesinde yürürken kalpte oluşan uyarıyı ciddiye alıp, şüpheyi büyüten yollardan uzaklaşmaktır. Kalp itminana kavuştuğunda insan daha sağlam adm atar; kalp huzursuz kaldığında ise huzursuzluk, çoğu zaman hataya düşmeden önce verilen bir ikaz hükmündedir.