"İnanma istersen yıldızların yandığına ,
Güneşin döndüğüne inanma ,
Doğrunun ta kendisini yalan bil ,
Ama seni sevdiğime inan Ophelia"
Hamlet :İnanmamalıydınız bana. Çünkü doğruluğu ne kadar aşılarsan aşıla çürük kökümüzde bizim, eski meyvenin tadı gitmiyor kolay kolay! Sevmiyordum sizi.
"Yazan, üreten, besteleyen vb. kişilerin çok ama çok özel yetilere sahip olduğunu, asla onlar gibi olunamayacağını varsayıyordum. Hocam, yaratıcılığın doğuştan hepimizde bulunduğunu, ancak eğitim dizgelerinin yaratıcılığımızı köreltmede ya da geliştirmede etkili olduğunu anlatmaya başlamıştı. Sonra sanat eğitiminin yalnızca sanatçı yetiştiren ya da sanat üreten insanları yetiştiren bir alan olmadığını, bilimdeki, teknikteki ve sanattaki yaratıcılığı geliştirmede önemli bir yeri ve etkisi olduğunu fark ettirmişti."
Haberi alan bakkal sokağın ortasında avazı çıktığı kadar bağırarak kendini yerden yere attı. Alevlerin arasına dalıvermek istedi. Üç beş kişi onu zor zapt etti... Sonra elini başına dayayıp kaldırımın üstünde güneş doğana dek tek başına oturdu. Kimseyi duymadı, kimseyle konuşmadı, ona uzanan elleri görmedi, sırtını sıvazlamalarını hissetmedi, karnı acıkmadı, susamadı, tuvalete gitmedi... Sadece oturdu ve düşündü.
Bakkal bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra intihar etti. Borçları varmış...
Üzülmedim. En ufak bir pişmanlık dalgası kıpırdamadı içimde... Böyle hissetmem saçma kaçardı zaten. Kimse benden şüphelenmedi... Ölmek üzere olan birinin etrafına zarar verebileceği, nedense kaz kafalarına gelemiyordu...