Diğer yenilenebilir enerji seçeneklerinin de gelişimini ve kullanımını sınırlandıran yasaların eyalet ve federal çapta kabul edilmesi, enerji üretimi ve tüketiminde fosil yakıt şirketlerine olan bağlılığı perçinlemiş oldu. Bu yasalar elektrik üretim sanayisinin gelişimini kısıtladı ve elektrikli araba satışlarına ket vurdu.
Böylece fosil yakıt şirketleri, enerji üretimi ve kullanımı üzerinde tam bir kontrol sağladılar.
Bu arada Kuzey Kutup buz denizi eridi ve kuzey kutup bölgesinde bulunan doğalgaz ve petrol rezervleri ortaya çıktı. Bilim insanları yine olanların farkındaydı. 2010'ların ortalarına gelindiğinde Kuzey Kutup buz denizinin yaz
dönemi boyutları, 1979 senesinin kesin uydu ölçümleri ile karşılaştırıldığında %30 küçülmüştü. 1979 ve 2013 arasında, her on senede %13,7 oranında ortalama küçülme görülmüştü.
Kuyu ağızlarındaki, borulardaki, rafinerilerdeki sızıntılar "Kaçak" olarak nitelendirilseler de petrol kuyularındaki metan gazı tahliyeleri gibi, gayet bilinçli salım yapılıyordu.
Kaçak salımların etkileri mühendislerce kabul edilse de, karbon yakma teşkilatı ve destekleyicileri tarafından varlıkları gözardı edilmiş, ve dikkate alınmamıştır.(bkz.Yenilenebilir Kaynaklara Giden Köprü; aşağıda açıklaması verilmiştir.)
Yenilenebilir Kaynaklara Giden Köprü:
Yirmi birinci yüzyılın ilk on yılında rağbette olan, fosil yakıttan kaynaklanan sera gazı salımı probleminin daha fazla fosil yakıt, özellikle doğalgaz yakarak çözülebileceğini savunan mantık yanılgısı. Bu yanılgı, özellikle elektrik
üretimi olmak üzere, yakıtın sadece bazı fiziksel türev ürünlerini dikkate alan ve genel enerji kullanımı ve atmosfere salınan sera gazını hesaba katmayan eksik bir analize dayanır.
Yapay-Başarısızlık Paleoanalizi:
Sosyal, fiziksel ve biyolojik sistemlerin ilişkisine bakarak geçmişteki başarısızlıklar ile ilgilenen bilim dalı.
Yutak:
İstemli ya da istemsiz olarak çöplerin biriktiği yerler.
Yirminci yüzyılın sanayi güçleri, atmosferin ve okyanusların, insanın ürettiği çöpleri aralıksız emme kabiliyetine sahip yutaklar olduklarını düşünme yanılgısındaydılar.
Bir zamanlar dünyanın finansal başkenti New York 21. yüzyılda ayrıntılı ve pahalı altyapısını deniz suyunun yükselmesinden korumaya
çalıştı. Bu altyapı, deniz seviyesinin değişmeyeceği beklentisiyle yapılmıştı.
Deniz seviyesinin yükselişine elverişli değildi. Hollanda gibi New York da gitgide mücadele direncini kaybetti. Sonuçta insanlar için;
yüzyılların sermaye şehrini terk edip, daha yüksek topraklara çekilmek en iyi ihtimaldi.
Batı uygarlığının çöküşü kitabını bitirdim.
Kitabın 2393 yılında yazıldığı iddia ediliyor.
Bilimkurgu tadında Bir zaman yolculuğuna çıkılmış. Dolayısıyla bu kitap geçmişe veya şimdiki zamana dayalı bir kitap değildir.
Tamamen geleceği öngören Fütürist bir kitap diyebilirim.
Kitapta Yarıgölge Çağının ne zaman ve nasıl başladığı ve YarıGölge Çağının ne olduğu hakkında bilgi veriliyor başlangıç kısmında.(Yarıgölge: Bu çöküşten bazı ülkelerin nasibini alacağı, bazılarının ise almayacağı anlamına geliyor. Örneğin; Çin almayacak gibi görünüyor önlemleri sayesinde. Yine de bilemeyiz.)
Bizi adeta bir zaman yolculuğuna çıkaran bu kitapta, Batı uygarlığının çöküşünün diğer uygarlıklara oranla daha net bir şekilde tahmin edilebileceği vurgulanmıştır.
Kitabın yarısı; Batı dünyasındaki Ekolojik sorunlar, fosil yakıt çılgınlığı, Karbon Yakma Teşkilatı adını verdikleri sosyal ve siyasi kurumlar ve ekonomik aktörler, piyasanın çöküşü ve Deniz seviyesindeki yükselmeler hakkında bilgiler verirken, diğer yarısı da kitabın iki bilim adamı yazarı olan Naomi Oreskes ve Erik M. Conway ile yaptıkları röportajı yayınlamıştır.
Röportajı çok keyifli buldum açıkçası. Eleştirilere de çok güzel ve açıklayıcı bir dille cevap vermiş bilim adamı yazarlarımız. Ve öngörülerini çok çarpıcı buldum diyebilirim. Kesin böyle olacak diyemeyiz elbette fakat bilimkurguların birçoğu gerçek oluyor gelecekte. Mesela Yapay zekalar daha birkaç sene öncesine kadar hayal bile edilemeyecek derecede imkansız görünüyordu. Ama bugün o imkansız dedikleri yapay zekaların hayatlarımıza nasıl dahil olduklarını görüyoruz.
Yani her şey gerçek olabilir birgün.
Bu kitapta anlatılanlar da elbette…
Batı Dünyası sanıldığı kadar mükemmel ilerlemiyor. Bunu Batıda yaşayan bilim adamları bizzat kendileri söylüyor. Batı İnsanlarının