Geceler! Hayalimle neden bu kadar içli dışlıdır? Bunu ben de anlamıyorum. Galiba anlatamıyorum da. Her ikisi de doğru. Yaşım ilerledikçe garip bir merak beynimde oluştu. Durmadan düşünürüm. Sessizlik düşünceleri pek ziyade parlattığından geceye olan şiddetli düşkünlüğüm bundan kaynaklanıyor olmalı. Yoksa asabımın zorlaması mı beni böyle karanlık arayışına sevk ediyor? Bu sebep ne olursa olsun benim zihnimi terbiye etmeme yardım etti.
"Bu kitapta gecenin birçok yüzünü okuyacaksınız: Etrafımızdaki ve içimizdeki, harfi ve mecazi geceyi, ayın karanlığını ve ruhun karanlık gecesini. Güneş batıp da insanoğlunun kendi yaktığı ışıklar devreye girdikten sonra yaşadığımız dünyayı, arkasından
daldığımız uyku alemini okuyacaksınız. Uyku araştırmalarını ve düş görmenin fizyolojisini, rüyaların yorumunu, uyanık dünyalarımıza ve eserlerimize nasıl yansıdıklarını okuyacaksınız. Gecelerimize nöbetleşe bekçilik ederek gece hayatını mümkün kılan insanları okuyacaksınız. Bir de geceyi. nasıl aydınlattığımızı, gecenin önümüze serdiği tehlikelerle nasıl başa çıktığımızı, hiçbir şeyi göremediğimiz gecenin boş ve zifiri karanlığını kafamızda hangi görünür yaratıklarla doldurduğumuzu ve nihayet geceyi nasıl yok saydığımızı okuyacaksınız."
Fransız deneme yazarı Montaigne ruhu ve tavrıyla yazılmış bu kitapta İngiliz yazar Al Alvarez, kendi deneyimlerini samimi bir özeleştiriyle, bilimsel gözlemlerle, edebiyat kuramıyla ve doğal tasvirlerle birleştirerek, karanlık üzerine, rüyalar üzerine, gece gezen (gerçek veya hayali) insan ve hayvanlar üzerine son derece ufuk açıcı ve zevkli bir düşünce yolculuğu ortaya çıkarıyor.
İncelikle yazılmış bu kitap, bizi yeni bir gece anlayışıyla tanıştırıyor.
Gece severlerin, gece okumasını öneririm :)