İkonografi ve Sembolizm: Neolitik Kozmoloji.
Göbeklitepe'nin T-sütûnları üzerindeki kabartmalar, Neolitik insanın korkularını, inançlarını ve doğayla olan ilişkisini yansıtan eşsiz bir kütüphanedir.
Merkezî T-sütûnların insan formunda olduğu tartışmasızdır. Merkez sütûnlarda, gövdenin yan tarafında kollar, karın bölgesinde birleşen eller, kemer ve peştamal (tilki postu) kabartmaları açıkça görülür. Ancak bu figürlerin yüzleri yoktur. Yüzün olmaması, bu figürlerin belirli bir bireyden ziyade, soyut bir kavramı, bir "ata ruhunu" veya insanüstü bir varlığı temsil ettiğini düşündürür. Bu, tanrı kavramının ilk somutlaşmış hâllerinden biri olabilir. Merkezdeki devâsâ "insanlar" ile onları çevreleyen daha küçük ve duvara gömülü "insanlar" (çevre sütûnları), toplumdaki veya ruhlar alemindeki hiyerarşiyi yansıtır. Merkezdekiler liderler veya tanrılar, etraftakiler ise izleyiciler veya daha düşük statülü ruhlardır.
__Sütûnlar üzerindeki hayvan tasvirleri çeşitlilik gösterir: Yılan, tilki, yaban domuzu, turna, akbaba, örümcek, akrep, aslan, yaban eşeği ve çeşitli sürüngenler. Betimlenen hayvanların neredeyse tamamı (tilkiler, domuzlar, aslanlar) saldırı pozisyonunda, dişlerini göstermiş veya ereksiyon halindeki penisleriyle (erkek) tasvir edilmiştir. Bu, alanın barışçıl bir doğa tapınağı değil, korkutucu, eril ve güçlü bir ritüel alanı olduğunu gösterir. Dişi figürlerin yokluğu, ataerkil bir sosyal yapının ipuçlarını verir. Farklı yapılarda farklı hayvanların baskın olması (A Yapısı: Yılan, B Yapısı: Tilki, C Yapısı: Yaban Domuzu, D Yapısı: Kuşlar/Yılanlar), bu yapıların farklı klanlar veya gruplar tarafından inşa edildiğini ve o hayvanların klan totemleri olduğunu düşündürür. Yılanlar ve kuşlar, şamanik ritüellerde dünyalar arası (yeraltı-yeryüzü-gökyüzü) geçişi