g

Gökhan Özcan

2 üye
Takip
TEKNOLOJİ ve DÜNYANIN YÜKÜ...
(...) Eskiler “Dünyanın derdi bitmez!” derlerdi. Bunu söylediklerinde dünyaları kendi evleri, sokakları, mahalleleri, en fazla yaşadıkları şehir kadar büyüktü. Biz şimdi koca bir yeryüzünün derdini yükleniyoruz. Dünyayı evimize getiren teknolojiler dünyanın derdini de getirdiler. İnsanın tabiî çevresinde olup bitenlerden daha fazlasının yükünü taşıyıp taşıyamayacağı sorusu hiç sorulmadı bütün bu teknolojiler dünyayı küresel bir köye dönüştürürken. Şimdi bu devre özgü psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıktı. Çok daha sık duyuyoruz bu rahatsızlıkların isimlerini. Tıkanma, parçalanma, bölünme, kaygılanma gibi kelimelerle izâh ediliyorlar. Çare ilaçlar, klinik ikna yöntemleri mi? Belki, kısmen öyle! Ama derdi üreten bir dünyada yaşamaya, dünyanın derdini taşımaya devam ederek zihnî iltihapları nasıl kurutacağız? Üstelik hiçbir derde, hiçbir çözüm üretemeden, sadece yakınarak, öfkelenerek, suçlayarak… Bunlar bumerang gibi oklar, er ya da geç dönüp gelip bizim sinemize saplanıyorlar! -Gökhan Özcan, "Dünyanın Yükü", yenisafak.com, 23 Nisan 2026-
Gökhan Özcan
“Bil ki” dedi meczup, “aslında bilemezsin!”
Ben Bilmem! Kişi bilerek doğmaz, bildiğini unutarak doğar. Çünkü dünya unutkanlıktır, o unutkanlıktan uyanıp unuttuğunu hatırlamak için hakikat arayışıyla gün gün yol alır, ömür süreriz. Hakikat bizde yokken bulduğumuz bir şey değildir, bizde varken unuttuğumuz, nasibimiz varsa göçmeden önce adım adım yeniden hatırlamaya başlayacağımız bir şeydir. Malûmunuz olduğu üzere, hakikat dünyadan büyüktür, dünya sonludur ve fakat hakikat sonlu değildir. Dolayısıyla hakikatten hafızamıza geri dönen her şey bu aşkın mahiyetiyle kalbimizde ve zihnimizde bir tatlı kamaşma hissi uyandırır. Eskilerin ‘hayret’ dediği şey! Şimdilerde aslı esasınca varamıyoruz pek ‘hayret’in hakiki mahiyetine. O hayret, ‘Ben bildim!’ ya da ‘Ben bilirim!’ demenin önünde de hayırlı bir mânidir esasen. Çünkü hakikati bilmek insana özgü bir kabiliyet değildir, insana bahşedilen, lütfedilen, ikram edilen bir şeydir. Bunun için peygamberler gelir, kutsal kitaplar, suhuflar iner. İnsana unuttuğunu hatırlatmak, bilemez hale geldiğini bildirmek için… Daha basit manada bilme mazhariyetine dahi zihnin müşahede ettiklerinden ya da hiçbir belirli sebep yokken zihnimize düşenlerden erişiriz. Esasen müşahede ettiklerimizin manasını çözebilmemiz ve oradan edinerek kendimize katabildiklerimiz de nasibimiz miktarıncadır. **Kişi bildiğini kendinden vehmettiğinde bilginin asli kaynağına dair hikmeti kaybeder. Bilme kabiliyetini kendinden sanmakla bilginin umman olduğu iklimle irtibatını koparmış olur. Hem şeyleri asliyle bilemez hem bilemediğini bilemez hem de bilemediğini bilemediğini bilemez hale gelir. Bu böyle gider. Etraftan bulup sakız gibi tekrar edince, kendini bilgi merdivenlerinde nice basamaklar çıkıyor zanneder. O çıktığı basamaklar kibir basamaklarıdır oysa! Bu yolda aldığını sandığı kıdem, cehalet
Gökhan Özcan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
MÜCEVHERİ ÇÖPE ATMAK...
Her gün fikredip yerimizi bilelim, idrâk edip önümüzü görebilelim diye hayatımıza bahşedilmiş nice hikmeti görmeden, bilmeden gelip geçiyoruz. Bu paha biçilmez hazinelerin ne büyük nimet olduğunun farkında değiliz; çünkü kazancı hep başka yerlerde arıyoruz. İnsanın öte âleme göçerken yanına alabileceği şeylere dönüp bakmazken, dünyada bırakıp gideceği şeyler için kendini bu kadar yormasının izâhı var mı? -Gökhan Özcan, "Mücevheri Çöpe Atmak", yenisafak.com, 23 Şubat 2026-
Gökhan Özcan
Bugün artık insanların kendi hayatlarına karşı körlüğü ve sağırlığı en uç noktalara varmış durumda. Teknoloji devrimi dedikleri şeyin sonrasında insan artık bir seyirci, bir takipçi, bir kullanıcı! Ama asla kendi hayatının insanı değil! Kendi varlığıyla hangi hikâyenin içinde yaşadığının, nereden nereye gittiğinin, hayatının ona ne söylediğinin ayırdında değil! Ve yazık ki büyük çoğunluk bunu bir eksiklik olarak da görmüyor, bunun sızısını içinde taşımıyor artık! “Dijital ekranlar kazara önümüze çıkarmadıkça” dedi beyaz saçlı adam, “yaşarken bize ne olduğunu asla bilemeyeceğiz!” Gökhan Özcan
Gökhan Özcan
"Vakit sonsuzdur belki amma" dedi meczup, "dünya da baştan aşağı meşguliyettir!" Gökhan Özcan
Gökhan Özcan