g

Gönül Dilinden

1 üye
Takip
GÖRMEK İÇİN, ÖNCE KÖR OLDUĞUNU KABUL ET!..
Mürşidim, Bediüzzaman Said Nursî: "Gafletten neş'et eden dalalet pek garip ve aciptir..." derken üzerine düşünülesi bir teşhiste bulunuyor arkadaşım. Evet. Mühimdir. Çünkü "dalâlet'in başlangıcına "gaflet" denilmiştir. Tabiî, ben, burada gafleti daha ontolojik bir zeminde kavrıyorum. Ve onun, eğer vahyin/nübüvvetin uyandırıcılığı ile âgâh olunmazsa, mâhiyetimizin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyorum. Niçin böyle düşünüyorum peki? Mahlûk olan her şey, kaçınılmaz şekilde, sınırlıdır çünkü. el-Muhît olansa yalnız Allah'tır. Gafletin zıttıysa ancak el-Muhît'tir. Veya el-Alîm'dir. Veyahut er-Rakîb'dir... "Yaratılış" deyu bahsolunan hâdisenin "hiçbir noktası gizli kalmayacak şekilde" nazarına, tasarrufuna, hâkimiyetine sığdığı yegâne var Allah'tır. Bilmek yaratmanın hem evvelidir hem sonucudur. Allah yaratan olduğu için yarattığını her detayıyla bilir. Her detayıyla kuşatır. Her boyutuyla görür. İnsansa dört boyutlu âleme bir sıkışmışlık içindedir. En, boy, derinlik, zaman... Bunlardan daha aşkın kavrayamaz âlemi. Hayali, aklı vs. ötelere uzanması için bazı kapılar aralasa da, acizdir, müşahedatı dört âleme sınırlıdır. Bu sınırlılık gafletinin de başlangıcıdır. Mahluk olan illa gafil olur yâni. Demek mahlûkiyetin bir ismi de el-Gafîl'dir. Zira gafil olmamak için el-Muhît olmak gerekir. er-Rakîb olmak gerekir. el-Alîm olmak gerekir. Bunlarınsa hakikati mahlûkiyette asla barınamaz. Böylesi Subhanî isimlerin sahibi yalnız Allah olduğu için gafil olmayan da yalnız Odur. O'nun kudreti, irâdesi, ilmi gibi nazarı da kısıtlanmaz. Yâni, Rabbimiz, mahlûkatı gibi gaflet etmekten de münezzehtir. Her şeyi bilmesi her şeyi yaratmasının bir gereğidir. Her şeyi bilmeyen hiçbir şeyi yaratamaz. Çünkü her şey her şeyle bağlıdır. Her şey her şeyle ilgilidir. __Sicim teorisyenleri bile
Gönül Dilinden