Başkalarını alaka etmeyen şeyleri kimlerle paylaşabilir insan; beni alaka etmeyen şeyleri başkalarından kaç kere sabırla dinledim? Hisleri takip ettiğimizde nerelerde kimlerle karşılaşırdık ve şimdi neredeyiz?
Ellerimden uçan kuş gibi alın yazım... Uçmaya başladığı yere dönmek istiyor, kendi avucuna, kendi güvenine, kendi kaderine. Başkalarına açılamayan yanlarımız gözleri olmayan yüz gibi. Tebessüm edebiliyor ama neşesini gösteremiyor.
Ah! Gördüğümde seni sende kalan gönlümden haberin var mı? Başkalarına gösteremediğimiz sır yanımız vardır, sende benim kendimde bilmediğim yanımı kendimden bihaber sana söyledim, geri dön, söyle o yanımı bana. Peki de sen kimsin?
Hani başkalarına gözümüz olmayan tebessüm gibiydik; parıldayan gözlerimi aynada görsem gözlerim kamaşacak şekilde bakmışım sana, hatırlıyorum. Şaşkınlığımı dudaklarımdan gizleyebilmiştim de hayranlığım gözlerimdeydi hani... Olmuştu bunlar, geçiyordu işte. Sordum ya, haberin var mı sende kalan yanımdan?
İnsan, bir yanı yanmışken ne kadar sessiz kalabilir ki zaten? Kelimeler var iken öyle bir kenarda kendime değinmek istedim. Sesim çıkmış mı oldu bilemiyorum, ama bağırmak istemiyorum, sessiz de kalamazdım.
Sormuştum ya, siz kendinizi alaka etmeyen bir şeyi sabırla dinleyebildiniz mi? İşte böylece avucumuza dönen kuş gibi kaderimiz. Kendimi sabırla dinleyebildikçe olacak bazı şeyler. Kendi avucuna dönmeye çalışan kuş gibiyim işte böylece, kendi güvenime, kendi kaderime ve elbette kendi kalbime...
Dışa duyulan hayret kendimde olan sevgiyle sarılmalı.