Bir genç kız düşünmeli, acılarıyla olgunlaşmış ve bu olgunlaşmanın verdiği düşünce yapısıyla kararlarının, hayallerinin ve isteklerinin arkasında dimdik ayakta duran... Bir genç kız ki, birçok nedenden dolayı tökezlese de her seferinde sevgi ve hayallerine sımsıkı tutunarak ayağa kalkan...
Her satırında, her cümlesinde yutkunmamak, ağlamamak o kadar zor ki. Bu yüzden kaç aydır kitaplığımda onunla bakışıyoruz. Her elime aldığımda hazır değilim diyerek tekrar eski yerine koyduğum birçok gün hatırlarım. Ve kitabın ilk giriş sayfalarında Burçak bana bile dokundu. Okumadığıma kızdığım o günler için üzülürken.
"Her şeyin bir zamanı var, sırası var." (s.23)
Anlatmak, anlatmaya çalışmak mümkün değil.. Bu bir inceleme evet, hakkınız var bana sitem etmeye fakat ben Burçak ile birlikte gezin o şehirleri, adım adım gezin o sokakları istiyorum. İçindeki neşeyi, hüznü, hayalleri, hayal kırıklıklarını hepsini onunla yaşayın istiyorum. Biraz da ona bırakıyorum sözü, onun cümlelerinden birkaç düğüm atıyorum yüreklerinize...
"Mutlu olmak istiyorsanız mutlu olmak için çabalayın ve mutlu olacak sebepler bulun." (s.31)
"Her zaman bir şeyleri bekleyerek yaşıyorum." (s.35)
Hepimiz beklemiyor muyuz? Her ne gelecekse acilen gelmeli diye düşünmüyor muyuz? Oysa Burçak dedi ya, her şeyin sırası var diye..
Ve bu dua, gerçek olabilir miydi sahiden?
"Allah'ım, senden istediğim tek şey ailem benden önce ölmesin yoksa dayanamam." (s.73)
"Ölüm bana hiç gelmez sanırdım, onu tanıyana dek." (s.94)
İyi ki geçtin hızmalı güzel kız.. İyi ki yazmışsın ve bizlere açmışsın yüreğini... Seni tanımayı geciktirdiğim için kızmıyorum artık... Tanışmasaydım üzülürdüm ama bunu biliyorum...