(...) Thoreau, 1847 yılında Meksika'ya harp ilan eden devletini (ABD) protesto maksadıyla vergi ödemeyeceğini açıklamış ve soluğu kodeste almıştı. Halbuki hem devletini protesto edebilir, hem de mükellef değilmiş gibi davranarak vergi kaçırabilirdi. Lakin dedik ya; üstad işi bilmiyordu ve üstelik ütopik bir anarşistti (Halbuki bizim ütopik olmayan anarşistlerimiz vergi vermemek bir yana, devletten alacaklı oldukları mantığıyla banka soymayı tercih etmişlerdi). Netekim yakın dostu Ralph Waldo Emerson da durumu anlayamamış, mapus ziyaretine gittiği arkadaşına,
- Hayrola yau Henry niye burdasın? sualini yöneltmek gafletinde bulununca Thoreau taşı gediğine yerleştirmişti:
- Waldo, sen neden burada değilsin?
Çok şükür ki bugün cümlemiz Thoreau gibi değil, Emerson gibi düşünüyoruz ve o yüzden sürüsepet vergi kaçakçımız bulunmasına rağmen bir Thoreau'muz bile yoktur. Thoreau'nun, "vergi vermeyi reddediyorum" deyip hapishaneye düştüğü nokta, aslında vatandaşlık şuurunun evc-i bâlâsıdır; ne yazık ki o hatt-ı bâlâ, vergi kaçırmayı bir kravatla işlenmiş adi bir cürüm derekesine indirenlerin bulunduğu irtifadan (!) pek iyi fark edileme-mektedir. Aksi takdirde onca Al Capone mukallidinin bulunduğu aziz ülkemizde birkaç tane de Thoreau taslağı çıkardı.
Sayfa 14 - Bir Thoreau’muz Bile Yok | Ötüken Yay.