İç dünyasını serbestçe ifade edebilen kimse sorunlarını, güçlü ve zayıf yönlerini daha kolaylıkla görmeye doğal olarak, bu sorunlara daha gerçekçi çözümler getirmeye başlar.
"Neden benden başka birisi kendine tiksintiyle bakıldığını hissetmiyor?"
...
Sınırsız gururum ve bunun doğurduğu aşırı titizliğim sonunda iğrenme derecesine varan bir nefret duyuyordum kendime karşı, bu yüzden, başkalarının da bana aynı gözle baktığını düşünüyordum.
...
Onları ya küçümsüyor ya da kendimden üstün görüyordum.
Kabadayılıkta direnenler yalnızca eşeklerle onların melezleridir, o da bir kerteye kadar. Hiçbir değer taşımayan bu yaratıkları önemsemesek daha iyi ederiz.
Ne ben kimseye benziyordum, ne de bır başkası bana. "Onlar hep birlikte, bense onlardan farklıyım"
...Henüz çok toydum.
Kâh canım kimseyle konuşmak istemez, kâh çok konuşkan kesilerek işi herkesle dostluk kurmaya kadar vardırırdım.
En iyisi hiçbir şey yapmamaktır. Bir köşeye çekilip, seyirci kalmaktan iyisi var mı? Onun için yaşasın yeraltı! Normal insanı ölesiye kıskandığımı söyledim, gördüğüm kadarıyla gene de onların durumunda olmak istemem (Kıskanmaktan geri durmayacağım gene de... Ama hayır, hayır, ne olursa olsun yeraltı daha kazançlı!) Orada hiç olmazsa insan... Eh!
Şimdi bile yalan söylüyorum. Yalan, çünkü iyi olanın yeraltı değil, özlemini duyduğum, ama bir türlü elde edemediğim baş- ka, bambaşka bir şey olduğunu iki kere ikinin dört ettiği gibi biliyorum. Cehenneme kadar yolu var yeraltının!
...çevremde her şeyin açılıp genişleyeceğine, önümde,şanıma yaraşır, yararlı, güzel, özellikle kusursuz bir çalışma ufkunun açılacağına körü körüne inanırdım.
Ya kahraman olacak ya da çamura batacaktım, ikisinin ortası yoktu. Beni mahveden de buydu ya! Çünkü çamurda debelenirken, "bır gün gelecek kahraman olacağım" diye avuturdum kendimi.