Daha önce hiç bu kadar mutlak çirkinlikte, -böylesine etkin ve meşum biçimde acımasız- bu kadar çok sayıda şeyi bir arada görmediğinden emindi. Genel tanım olarak acımasız sıfatını bulduğuna memnundu; nedense "acımasız"ı bir makale konusu olarak düşünüyordu izlenimleri derhal bu makaleyi getirmişti aklına. Kestirme yoldan sahte tanrılara tapınışıyla gurur duyan bir çağda hâlâ sergilenebilen, bütün güçleriyle yükselen ağır ve dehşetengiz şeyleri yazacaktı; Mrs. Lowder'dan alabilecekleri az bir malzeme oluştursa da komik olacaktı. Ancak asıl önemlisi, işin vahim yanı, çiziktireceği yazıyı düşünürken bile ağır ve dehşetengiz şeyler karşısında gülmekten çok irkilmek eğiliminde olmasıydı. Onları toptan tasvir edip kurtulamaz, Kraliçe Victoria döneminin başı ya da ortası diyemezdi - tek bir başlık altında sınıflandırılabileceklerinden emin değildi. Sadece muhteşem, ayrıca kesinlikle İngiliz oldukları aşikârdı. Bir düzen oluşturuyorlardı ve ender malzeme boldu: değerli ahşaplar, metaller, kumaşlar, taşlar. Hiç bu kadar püsküllü, fistolu, düğmeli, kordonlu, her tarafı sımsıkı gerilmiş, dolgunca kıvrılmış eşyalar hayal edemezdi. Bunca yaldız ve camı, bunca saten ve pelüşü, bunca gül ağacı, mermer ve malakiti hayal edemezdi. Ama her şeyden çok sağlam şekiller, harcanmış işçilik, yanlış yönlendirilmiş masraf, ahlak ve paranın, temiz bir vicdan ve büyük bir bütçenin kanıtlanmasıydı.