Aşk kendinden vazgeçme hâlidir, kendi benliğini ezmeden "biz" olabilme hâli.... İnsan egosu, denetlenmesi en güç olan şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstesinden atlayabilirsiniz.....
Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman'ın eşyaları var... Küçük küçük poşetler sızmıştı... Aşk bir sızma hâlidir.
Bu topraklarda aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır... Birlikteliklerde tutku kutsanmaz da, ayrılıklardaki tutku kutsanır hep... Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre aitiz biz...
Aşk emniyetli bir şey değildir... Emniyetli olan sevgidir... Aşk ehlilesemez.... Sakinleşemez... Öyle olursanız, akraba olursunuz... Bir de âşık olunacak mecra kalmadı... Artık ortak alanları paylaşamıyoruz... Bizim agoramız yok artık... Herkes kendi bacağından asılmak isteyen koyun tarifinde.... Bu hem maddi hem manevi bir şeydir...Gelir, böyle adamı aşkta da emniyet arayan birine dönüştürüverir... Herkes kendi kişisel başarı öyküsünün peşinde... Belki de biz herkes için daha adil, daha vicdanlı, daha temiz bir dünyanın düşünü paylaştığımız için başkalarıyla da arada durmanın ne kadar zenginleştirici bir şey olduğunu biliyorduk... Şimdi bu duyguların esamesi okunmuyor... Yoksullaşmamız sadece ekonomik anlamında olmadı... Duygusal anlamda, dayanışma anlamında birbirimizin yaralarına bakma konusunda da yoksullaştık... Şimdi empati denen modern kavram var ya, biz onun ağababasını tanıyan ve buna içerilmiş bir dünyadan geldik buralara....
Aşk çok ani, hızlı ve genellikle beklenip, tasarlanamayan bir şeydir. Kafana bir taş düşer, neye uğradığını şaşırırsın. Ve bunun aşk olduğunu da sonradan adını korsun. Aşk tasarlanılan ve ön hazırlığı yapılabilen bir şey değildir.