"Ne zaman son bulacak
bu savaş karıcığım? Artık yapacak ne kaldı
Yaban Aeneas, sen de biliyorsun, inkâr da
edemezsin bildiğini zaten, yüceltmemiz
gerek gökteki yıldızlar arasına, borçluyuz bunu kaderlere.
Neler kuruyorsun sen? Şu buz gibi bulutlarda seni tutan umut nedir?
Tanrının yaralanması bir ölümlü elinden, kaderin aldığı kılıcın, geri verilmesi,
-İuturna ne işe yarardı ki sen girmeseydin araya?-
Böylece yenilmişlere güç kazandırmak, söyle, hiç yakışık alır mıydı? Vazgeç artık direnme."
Hangi Tanrı anlatacak bize onca acıyı?
Oralarda bir Turnus'un, bir Troia'lı yiğidin
elinden çıkan ölümünü önderlerin şimdi;
dört yandaki kıyımı bir şarkıda? Bu kadar mı
hoşlandın İuppiter, gün olup sonsuz bir barışta
birleşecek ulusları birbirine katmaktan?
"İnsan elinden sağlanmadı bu iyilik,
Ne de hekim sanatıyla, Aeneis,
Seni kurtaran şu elim değil benim.
Daha büyük bir Tanrı götürüyor seni şimdi,
Daha büyük görevlere!"
Nasıl duru gökte kimi zaman kuyrukluyıldız
ya da yakıcı Sirius kana yasa bularsa
gökleri, tıpkı öyleydi: Mutsuz ölümlülere
bu yıldızın doğuşu susuzluğu, hastalığı
getirir, acıya boğar uğursuz ışığıyla.