(...) Gerçek şu ki, en az mutlu olmak kadar mutsuzluk da hayatın bir parçası. Sürekli mutluluk dayatması ve bu illüzyon beraberinde mutsuzluğu getiriyor. Sürekli mutlu olmayanlar (ki bu aslında herkes) kendilerinde bir gariplik olduğunu düşünmeye başlıyor ve bu da onları mutluluk yerine mutsuzluğun kollarına itiyor.
Tüm bu zorlama mutluluk algısından kurtulup asıl olana odaklanmamızı sağlayacak yegâne unsur ise gerçekler ile yüzleşmek. Gerçekten herkesin mutlu olmadığını, gerçekten başarılı olma olasılığının sandığınızdan düşük olduğunu ve gerçekten bir gün öleceğimiz gerçeğini kabullenmek… Bu gerçekle yüzleşmek, asıl amacınıza yönelmenizi sağlayacak en önemli unsur. Dolayısıyla, hâlâ umut var.