101, Biz, bir âyetin yerini (hükmünü) başka bir âyetle değiştirdiğimiz zaman Allah neyi indireceğini çok iyi bilirken onlar (Peygamber'e): "(Bunlan) uyduran ancak sensin." dediler. Hayır! (Öyle değil), onların çoğu (gerçeği ve nesihteki hikmeti) bilmezler.
96. Sizin yanınızdaki (dünyalıklar) tükenir, Allah'ın katındakiler bâkidir tükenmez). Sabredenlere mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeline göre vereceğiz.
97. Erkek ve kadından kim mü'min olarak sâlih (sevaplı) amel işlerse elbette onu (dünyada) güzel bir hayatla yaşatırız. Ve (âhirette) onlara mükafatlarını, yapmakta olduklarının en güzeliyle veririz.
98. Kur'an'ı oku(mak iste)diğin zaman, o kovulmuş/lanetlenmiş şeytandan Allah'a sığın ("Euzübillâhimineşşeytanirracim" de).
99. Gerçek şu ki inananlara ve Rablerine güvenip dayananlara onun tesir gücü yoktur.
100. O (şeyta)nın tesir gücü, ancak (Allah yerine) onu dost edinenlere ve onunla Allah'a ortak koşanlaradır.
"Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor."
(Nahl Suresi, 90. Ayet)
“Kendi yalanınızı Allah’a isnat ederek öyle dilinize geldiği gibi yalan yanlış ‘bu helâldir, şu haramdır’ demeyin, çünkü haberiniz olsun, Allah’a yalan isnat edenler asla kurtuluşa erişemezler!” hükmü bulunmaktadır.