Kitap pazarlama süreçlerinde teknolojinin kullanımını ele almış son derece akıcı bir eserdir. Pazarlama 1.0 dan 4.0 a kadar diğer serileri de okumadıysanız kitapta ufak özetler yer alıyor.
Köpek balığı gibi davranmaktansa, teknik direktör veya danışman gibi davranıyorlardı. İlişkiler kuruyor, sonra insanların problemlerine sağduyulu çözümler sunuyorlardı. Bu kimin hoşuna gitmez ki?
İnsanlar Ağ Pazarlamacılığını düşündüğünde en öncelikli sorularından biri "ben kimseyi tanıyor muyum?" olur. Eğer çok insan tanıyorlarsa çok başarılı olacaklarına; eğer çok insan tanımıyorlarsa şansları olmayacağına inanırlar. Bu kulağa mantıklı gelse de DOĞRU DEĞİLDİR.
Profesyoneller yazılı bir listeyle başlıyorlardı. Fakat daha sonra listelerine sürekli ekleme yapmayı bir alışkanlık haline getiriyor ve bu alışkanlığa sıkı sıkıya bağlı kalıyorlardı. "Aktif aday listesi" diye bir şey oluşturuyorlardı.
"Evet, şimdiye kadar hayatımda birçok işim oldu ama bu işin aradığım değişimi getireceğini umuyorum" demek yerine "Bilin bakalım, ne diyeceğim? Bu noktaya kadar yaşadığım hayattan bıktım, usandım artık; kontrolü ele almaya karar verdim. Bu konuda kendime karşı iddiaya giremem çünkü çok ciddiyim." Aradaki farkı hissedebiliyor musunuz?