Son zamanlarda yaptığım bir incelemeye gelen bir yorum vesilesiyle bunu yazma ihtiyacı hissettim.
Kitaplar üzerine yazılan metinler aynı nitelikte olmak zorunda değil.
Kimi okur kısa bir tanıtım yapar, kimi arka kapak, önsözden.. faydalanarak ilerler, kimi de metnin kendisiyle uzun uzun düşünür, sorgular, çıkarımlar yapar. Bunların hiçbiri diğerinden üstün ya da değersiz değildir; hepsi bir okuma tercihidir.
Ancak bir metni okumayı seçip, onu uzunluğu ya da düşünsel çabası üzerinden küçümsemek eleştiri değildir. Eleştiri, metinle kurulan bir ilişkiden doğar; alay ise ilişki kurmaktan kaçınmanın kolay yoludur.
Ben kitapları alıntı paylaşmak ya da hızlı tüketmek için okumuyorum. Beğendiğim bir metinse üzerine düşünmeyi, beğenmediysem nedenlerini aramayı tercih ediyorum. Benim yazdıklarım bir tanıtım metni niteliği taşımıyor. Her metin kapatılıp rafa konmaz. Bazıları insanın içinde dolaşmaya devam eder; akıldan geçer, kalbe takılır, orada bir süre yaşar. Benim de yaptığım bu tam olarak.
Yazdıklarım herkes için olmayabilir; zaten olmak zorunda da değil. Okumamak her zaman bir tercihtir, küçümsemek değil.
Bir metni anlamaya çalışan tek bir okura bile ulaşabiliyorsam, benim için yeterlidir.