Gökçe çocuğun omzuna vurdu. ''Ne istediğine dikkat et, dedi. ''Yarın öbür gün ölürsem çok ağlarsın.''
''Kim?'' dedi Alper kaşlarını kaldırarak. ''Şuraya yazıyorum, üç güne birini bulurum. Kırkını bile beklemem.''
Gökçe, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, ''Hayata küsersin,'' dedi. ''Hatta çocuğun olursa ona, benim adımı verirsin.''
Alper de sırıttı. ''Müstakbel karımla aramı senin yüzünden açamam,'' dedi. O ne isterse o olur.''
''Alper! dedi Gökçe. ''Çok kötüsün''
''Tamam, tamam,'' dedi Alper ama şakasını sürdürüyor, kızın tepkilerinden zevk alıyordu. ''Çok istersen yeni birini bulmak için üç değil dört gün beklerim.''
Gökçe çocuğun omzuna bir tan daha geçirecekti ki Alper, kızın elini yakaladı. İkisi de gelecekte bunların yaşanabileceğine olanak vermiyormuş gibi kahkahalarla güldüler.
Bir yerde duymuştu: Eğer iyi biri ölüme kavuşuyorsa o şehir yas tutar ve ağlar.
İstanbul, bu gece Gökçe için ağlıyordu.
Alper, gökyüzüne baktı ve İstanbul'la birlikte ağladı.