Bir bahçe kirazdan bir tanesini yemeye kıyamayan, mülklerinin iradını aldıkça sevincinden iğrenç bir surette ağlaşan bu insanlar için bu mantık, gayet tabii görülmeliydi.
“Galiba kadın, pintilikte kocasına taş çıkartıyor. İhtimal, ilaç istememesi para gider korkusundan” diye düşündüm. Eve ve eşyaya şöyle bir göz gezdirdim. Hakikaten dedikleri gibiydi. İnsan, kendini zengin bir adamın evinde değil bu günden yarına yiyecekleri olmayan bir fakirin evinde sanırdı
"Helva istemekte haklısınız. Ama biraz daha sabredin. Karşı komşumuz Hilmi Efendi'nin kayınpederi Rıza ölüm döşeğinde. Birkaç güne kalmaz son nefesini verir. Zavallı bizler de iftarda rahmetlinin helvasını yeriz."